SÖZLÜK

İktisada Giriş Sözlüğü


A


Açık ekonomi (open economy), başka ülkeler ile büyük oranda serbest bir şekilde ticaret yapan ve ekonomik ilişkiler kuran ekonomidir. [Bölüm: Makro 9.1]

Açık enflasyon hedeflemesi (explicit inflation targeting), merkez bankasının hedeflediği enflasyonu sağlamak için para politikası araçlarını nasıl kullanacağının açık kurallara göre belirlediği para politikası rejimidir. [Bölüm: Makro 12.3]

Açık gider (explicit cost), ekonomik faaliyet sırasında doğrudan katlanılan ve belli bir ödeme içeren giderlerdir. [Bölüm: Mikro 6.1]

Açık piyasa alımı (open market purchase), merkez bankasının piyasadan senet ve tahvil satın alması işlemidir. [Bölüm: Makro 6.6]

Açık piyasa işlemi (open market operation) ya da kısaca APİ (OMO), merkez bankasının para piyasasında devlet iç borçlanma senetleri alıp satması işlemidir. [Bölüm: Makro 6.6, 12.2]

Açık piyasa satışı (open market sale), merkez bankasının piyasada senet ve tahvil satması işlemidir. [Bölüm: Makro 6.6]

Adil gelir dağılımı (fair income distribution), bir ülkede yaşayanların üretim ve tüketimde fırsat eşitliğine sahip olması ve hak ettiği payı almasıdır. [Bölüm: Makro 1.5]

Ağ etkisi (network effect), bir ürünü daha fazla kişi kullandıkça o ürünün değerinin artması olgusudur. [Bölüm: Mikro 9.2]

Ahlaki tehlike (moral hazard), olumsuz bir sonucun maliyetini başkaları ödeyeceği zaman ekonomik birimlerin daha riskli seçimler yapması olgusudur. [Bölüm: Mikro 13.6]

Akılcı beklentiler önsavı (rational expectations hypothesis), ekonomik birimlerin geleceğe yönelik tahminde bulunurken geçmişe ve geleceğe dönük tüm bilgileri dikkate aldığını savunan düşüncedir. [Bölüm: Makro 13.4, 15.5]

Akışkanlık ya da likidite (liquidity), bir finansal varlığın eşdeğer nakit paraya ne kadar kolay ve çabuk çevrilebildiğini anlatan kavramsal ölçüttür. [Bölüm: Makro 5.2]

Amaç bağımsızlığı (goal independence), merkez bankasının para politikası hedeflerini kendisinin belirlemesidir. [Bölüm: Makro 12.4]

Amortisman (depreciation) ya da sabit sermaye tüketimi (consumption on fixed capital), fiziksel sermayenin yıpranma ya da eskime payıdır. [Bölüm: Makro 2.4]

Ana faiz oranı (prime interest rate), bankaların kredi için istediği faize temel oluşturan orandır. [Bölüm: Makro 6.2]

Ara hedef (intermediate target), para politikasının ana hedefini doğrudan etkileyebilen ve ana hedefe göre daha açık ve ölçülebilir olan hedeflerdir. [Bölüm: Makro 12.1]

Ara mal (intermediate good), üretim sürecinde kullanılıp yok olan ya da nihai malın parçasına dönüşen ürünlerdir. [Bölüm: Makro 2.2]

Araç bağımsızlığı (instrument independence), merkez bankasının hedeflerini gerçekleştirmek için kullanacağı politika araçlarını kendisinin belirlemesidir. [Bölüm: Makro 12.4]

Aralık içinde dalgalanma (floating within a band), nominal döviz kurlarının merkez bankası tarafından belirlenen bir merkez parite etrafındaki belli bir aralık içinde değişmesine izin verildiği döviz kuru rejimidir. [Bölüm: Makro 7.9]

Artan gider endüstrisi (increasing cost industry), piyasa büyüdükçe firmaların ortalama toplam giderinin arttığı endüstridir. [Bölüm: Mikro 8.6]

Artan oranlı vergilendirme (progressive taxation), vergiye konu olan miktar arttıkça vergi oranının da arttığı vergilendirme sistemidir. [Bölüm: Mikro '14.4; Makro 11.3]

Arz (supply), belli bir dönemde piyasadaki satıcıların bir ürünü ne miktarda satmak istediğini ve satabileceğini anlatan temel ekonomi kavramıdır. [Bölüm: Mikro 2.4]

Arz çizelgesi (supply schedule), belli bir dönemde bir ürünün farklı fiyat düzeylerinde ne miktarda arz edildiğini gösteren listedir. [Bölüm: Mikro 2.4]

Arz eğrisi (supply curve), diğer her şey sabitken bir malın fiyatı ile arz edilen miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 2.4, 4.3]

Arz esnekliği (elasticity of supply) ya da arzın fiyat esnekliği (price elasticity of supply), kısaca εS , bir ürünün fiyatındaki yüzde 1 artış sonucunda o ürünün arz edilen miktarının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.6]

Arz fazlası (excess supply) ya da fazlalık (surplus), piyasada arz edilen miktarın talep edilen miktardan fazla olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 2.6]

Arz şoku (supply shock), ekonomide toplam arzın genel fiyat düzeyi dışındaki bir etki nedeniyle değişmesidir. [Bölüm: Makro 10.5]

Arzın fiyat esnekliği (price elasticity of supply) ya da arz esnekliği (elasticity of supply), kısaca εS , bir ürünün fiyatındaki yüzde 1 artış sonucunda o ürünün arz edilen miktarının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.6]

Asgari geçim indirimi (minimum living allowance), ücretin belli bir bölümünün vergiden muaf tutulmasıdır. [Bölüm: Mikro 14.4]

Asgari ücret (minimum wage), devlet tarafından belli bir sürelik emeğin karşılığı olarak belirlenen ve karşılıklı anlaşmayla azaltılamayan en düşük ücrettir. [Bölüm: Mikro 4.5, 14.4]

Asil-vekil sorunu (principal-agent problem), bir işlemi gerçekleştirme yetkisinin asil tarafından vekile devredilmesi durumunda asimetrik bilgi nedeniyle vekilin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesidir. [Bölüm: Mikro 13.6]

Asimetrik bilgi (aysmmetric information), bir ekonomik faaliyetle ilgili taraflarından birinin diğerine göre daha fazla bilgiye sahip olmasıdır. [Bölüm: Mikro 13.6]

Aşırı istihdam (overemployment) ya da enflasyonist açık (inflationary gap), kısa dönemde reel GSYH'nin potansiyel GSYH'den yüksek olduğu ve dolayısıyla ekonominin genişleme döneminde kabul edildiği durumdur. [Bölüm: Makro 10.9]

Aşırı zenginlik (excessive wealth), kesin bir tanımı olmamakla birlikte belli bir toplumda ortalamadan bin kat ya da daha fazla servete sahip olma durumudur. [Bölüm: Mikro 14.3]

Aynı kaynak için yarışan mallar (goods competing for the same resource), sınırlı kez kullanılabilen ortak bir kaynaktan elde edilen ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 2.5]

Ayni gelir (in-kind income), devlet ya da işverenler tarafından hanehalklarına mal ve hizmet şeklinde sağlanan, parasal olmayan kazançlardır. [Bölüm: Mikro 14.1]

Azalan getiri yasası (law of diminishing returns), diğer üretim faktörleri sabitken tek bir faktördeki artışın üretime katkısının giderek azalacağını söyleyen temel ekonomi kavramıdır. [Bölüm: Mikro 6.2, 7.1; Makro 14.2]

Azalan gider endüstrisi (decreasing cost industry), piyasa büyüdükçe firmaların ortalama toplam giderinin azaldığı endüstridir. [Bölüm: Mikro 8.6]

Azalan marjinal fayda yasası (law of diminishing marginal utility), belli bir zaman içinde bir ürünü daha fazla tükettikçe o üründen elde edilen ek faydanın giderek azalacağını söyleyen temel ekonomi kavramıdır. [Bölüm: Mikro 5.1]

 

B


Banka paniği (bank panic) ya da bankaya koşma (bank run), çok sayıda mevduat sahibinin bankadaki mevduatını aynı anda geri çekmek istemesidir. [Bölüm: Makro 5.5]

Banka parası (bank money), bankacılık sistemi tarafından hesap kaydı olarak tutulan ve izlenen ödeme araçlarıdır. [Bölüm: Makro 5.1]

Bankacılık sistemi (banking system), bir ülkede faaliyet gösteren bankalardan oluşan ve düzenli bir yapıya sahip kurumlar ağıdır. [Bölüm: Makro 5.4]

Bankalararası faiz oranı (interbank offered rate) ya da kısaca IBOR, para piyasasında bankaların günlük teminatsız borçlanmalar için birbirine ödediği faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Bankaya koşma (bank run) ya da banka paniği (bank panic), çok sayıda mevduat sahibinin bankadaki mevduatını aynı anda geri çekmek istemesidir. [Bölüm: Makro 5.5]

Bant içinde sürünen kur (crawling peg with band), döviz kurlarının merkez parite etrafındaki belirli bir aralık içinde değişmesine izin verildiği ve merkez paritenin de zaman zaman değiştirildiği döviz kuru rejimidir. [Bölüm: Makro 7.9]

Basit para çarpanı (simple money multiplier), bankaların serbest rezerv bulundurmadığı ve banka dışı kesimin nakit para taşımadığı durumdaki para çarpanıdır. [Bölüm: Makro 5.6]

Baskın strateji (dominant strategy), oyun kuramında bir oyuncuya diğer oyuncuların stratejisi ne olursa olsun en yüksek ödentiyi kazandıran stratejidir. [Bölüm: Mikro 11.4]

Başabaş noktası (break even point), toplam gelirin toplam gidere eşit olması sonucunda ekonomik kârın sıfır olmasına denir. [Bölüm: Mikro 8.3]

Bedavacı sorunu (free rider problem), bazı ekonomik birimlerin bir mal ya da hizmeti kendi payına düşenden fazla kullanması ya da kendi payına düşen maliyeti ödememesi durumudur. [Bölüm: Mikro 13.5]

Beşeri sermaye (human capital); üretimde kullanılan eğitim, beceri, deneyim, girişimcilik gibi insana ait birikimlerdir. [Bölüm: Mikro 12.3, 14.2; Makro 14.2]

Bilanço (balance sheet), bir kurumun belli bir tarihteki tüm varlık ve yükümlülükleri ile bunların bileşiminin nelerden oluştuğunu özetleyen finansal bildirimdir. [Bölüm: Makro 5.5]

Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı (one week repo auction rate), bankaların ellerindeki tahvil gibi menkul kıymetleri TCMB'ye bir haftalığına satıp vade sonunda geri alması işleminde uygulanan faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 12.1]

Bireysel arz (individual supply) ya da kısaca s , belli bir dönemde piyasadaki tek bir satıcının farklı fiyatlara bağlı olarak satmak istediği ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 2.4]

Bireysel talep (individual demand) ya da kısaca d , belli bir dönemde piyasadaki tek bir alıcının farklı fiyatlara bağlı olarak satın almak istediği ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 2.2]

Birim esnek ilişki (unit elastic relationship), bir değişkendeki yüzde 1 artış sonucunda diğer değişkenin de yüzde 1 tepki vermesidir. [Bölüm: Mikro 3.2]

Birinci derece fiyat ayrımcılığı (first degree price discrimination) ya da tam fiyat ayrımcılığı (perfect price discrimination), belli bir ürünün her bir alıcıya o ürün için ödemeye razı olduğu en yüksek fiyattan satılması uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 9.6]

Birleşme (merger), iki firmanın tek bir firma çatısı altında birleşmeye karar vermesidir. [Bölüm: Mikro 11.2]

Birlikte arz edilen mallar (goods in joint supply), aynı üretim süreci sonunda çıktı olarak elde edilen birden fazla ürünün her biridir. [Bölüm: Mikro 2.5]

Bolluk çelişkisi (paradox of plenty) ya da kaynak laneti (resource curse); petrol gibi doğal kaynakların bazı ülkelerde ekonomik büyüme yerine çatışma, savaş, yolsuzluk ve fakirlik getirmesi olgusudur. [Bölüm: Makro 14.2]

Bono (bill), vadesi bir yıldan kısa olan tahvillerdir. [Bölüm: Makro 6.2]

Buhran ya da depresyon (depression), kesin bir tanımı olmamakla birlikte bir ya da birden fazla ülkeyi etkileyen ve toplam üretimin yıllık yüzde 10'dan fazla düştüğü şiddetli ve uzun süreli ekonomik daralmalardır. [Bölüm: Makro 2.1]

Bükülme noktası (inflection point), bir eğrinin eğiminin artma yönünden azalışa ya da azalma yönünden artışa döndüğü noktadır. [Bölüm: Mikro 6.2]

Bütçe açığı (budget deficit); belli bir dönemde devletin toplam gelirlerinin, toplam harcamalarından az olması durumu ve bu durumdaki eksik miktardır. [Bölüm: Makro 11.4]

Bütçe dengesi (budget balance), makroekonomi bağlamında devletin belli bir dönemdeki toplam geliri ile aynı dönemdeki toplam harcamaları arasındaki farktır. [Bölüm: Makro 11.4]

Bütçe doğrusu (budget line), aynı sabit harcama ile satın alınabilen mal ve hizmet bileşenlerini gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 5.4]

Bütçe fazlası (budget surplus); belli bir dönemde devletin toplam gelirlerinin, toplam harcamalarından çok olması durumu ve bu durumdaki fazla miktardır. [Bölüm: Makro 11.4]

Büyük Buhran (Great Depression), 1929 yılında ABD'de başlayan ve 1930'lu yılların sonuna kadar tüm dünyada etkili olan şiddetli ekonomik kriz dönemidir. [Bölüm: Makro 1.3, 15.1]

C


Cari (current), geçerli olan ya da yürürlükte olan anlamına gelen bir ekonomi ve muhasebe terimidir. [Bölüm: Makro 2.2]

Cari fiyatlarla GSYH (GDP in current prices) ya da nominal GSYH (nominal GDP), belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin değerini aynı dönemin fiyatlarıyla ölçen milli gelir yöntemidir. [Bölüm: Makro 2.3]

Chamberlin modeli (Chamberlin model), tektip ürün üreten iki özdeş firmanın aralarındaki karşılıklı bağımlılığın farkında olarak fiyat-çıktı seçimi yaptığı oligopol modelidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

Coase teoremi (Coase theorem), çözüm maliyetinin düşük olduğu durumlarda tarafların anlaşarak dışsallık sorununu ortadan kaldırabileceğini ileri süren hukuk ve ekonomi kuramıdır. [Bölüm: Mikro 13.4]

Cournot modeli (Cournot model), tektip ürün üreten iki özdeş firmanın birbirinden bağımsız ve aynı anda fiyat-çıktı seçimi yaptığı duopol modelidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

Ç


Çalışan (employed) ya da istihdamda olan; belli bir dönemde yevmiyeli, ücretli, maaşlı, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçisi olarak en az bir saat ekonomik faaliyette bulunan kişilerdir. [Bölüm: Makro 4.1]

Çalışma çağındaki nüfus (working age population), Türkiye ve birçok ülkede yaygın kullanılan tanıma göre 15 yaş üstü bireyleri kapsayan nüfustur. [Bölüm: Makro 4.1]

Çapraz döviz kuru (cross exchange rate), iki yabancı para birimi arasında üçüncü bir para birimi kullanılarak hesaplanan döviz kurudur. [Bölüm: Makro 7.1]

Çapraz fiyat esnekliği (cross price elasticity) ya da talebin çapraz fiyat esnekliği (cross price elasticity of demand), kısaca εXP , bir ürünün fiyatındaki yüzde 1 artış sonucunda ilgili bir diğer ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.6]

Çarpan (multiplier), otonom harcamalardaki bir değişikliğin gelir dengesi üzerinde kaç kat etki yaratacağını gösteren katsayıdır. [Bölüm: Makro 8.8, 9.5, 11.2]

Çekirdek enflasyon (core inflation), fiyatlarda gözlenen çeşitli geçici etkilerin arındırılması sonrasında genel fiyat düzeyinde görülen yüzdelik artıştır. [Bölüm: Makro 3.3]

Çevrimsel bütçe dengesi (cyclical budget balance), iş çevrimlerine bağlı olarak bütçe dengesinde gerçekleşen açık ya da fazladır. [Bölüm: Makro 11.4]

Çevrimsel işsizlik (cyclical unemployment), iş çevrimleri nedeniyle ekonomide toplam üretimin düşmesi sonucunda ortaya çıkan işsizlik türüdür. [Bölüm: Makro 4.2]

Çıktı açığı (output gap), bir ülkede gerçekleşen reel GSYH ile potansiyel GSYH arasındaki negatif ya da pozitif farktır. [Bölüm: Makro 4.3]

Çıktı piyasası (output market) ya da ürün piyasası (product market), son tüketime yönelik mal ve hizmetlerin alınıp satıldığı piyasalardır. [Bölüm: Mikro 1.5]

Çıktı-faktör eğrisi (output-factor curve) ya da genişleme yolu (expansion path), diğer her şey sabitken toplam ürün arttıkça üreticinin kullandığı faktör bileşenlerinin nasıl değiştiğini gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 6.6]

Çift taraflı tekel (bilateral monopoly), tek bir satıcıya karşılık tek bir alıcının bulunduğu piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 9.7]

 

D


Dağıtımda etkinlik (allocative efficiency), mal ve hizmetlerin tüketici tercih ve talepleri doğrultusunda üretilmesidir. [Bölüm: Mikro 4.1, 8.7, 9.5, 10.5, 13.1]

Dalgalı kur rejimi (floating exchange rate regime), nominal döviz kurlarının döviz piyasasında döviz arz ve talebi tarafından serbestçe belirlendiği döviz kuru rejimidir. [Bölüm: Makro 7.9]

Dara kaybı (deadweight loss) ya da toplumsal kayıp, piyasada ekonomik etkinliği sağlayan düzeye göre daha az ya da daha çok ürün alınıp satılması sonucunda ekonomik fazlanın düşmesidir. [Bölüm: Mikro 4.4, 13.3]

Daraltıcı maliye politikası (contractionary fiscal policy), toplam talebi ve reel GSYH'yi azaltmaya yönelik maliye politikalarıdır. [Bölüm: Makro 11.1]

Daraltıcı para politikası (contractionary monetary policy), toplam talebi ve reel GSYH'yi azaltmaya yönelik para politikalarıdır. [Bölüm: Makro 12.2]

Davranışsal ekonomi (behavioral economics), psikolojik ve sosyolojik etmenlerin tüketici seçimini nasıl etkilediğini araştıran ekonomi dalıdır. [Bölüm: Mikro 5.5]

Dayanıklı mal (durable good), hemen tüketilmeyip uzun süre yarar sağlayan mallardır. [Bölüm: Makro 2.4]

Dayanıksız mal (nondurable good), tek seferde tüketilen ya da kısa bir süre kullanılabilen mallardır. [Bölüm: Makro 2.4]

Deflasyon (deflation), genel fiyat düzeyinde kalıcı olarak gerçekleşen azalmadır. [Bölüm: Makro 3.1]

Deflasyonist açık (deflationary gap) ya da yetersiz istihdam (underemployment), kısa dönemde reel GSYH'nin potansiyel GSYH'den düşük olduğu ve dolayısıyla ekonominin daralma döneminde kabul edildiği durumdur. [Bölüm: Makro 10.9]

Değer çelişkisi (paradox of value), insanlar için yaşamsal öneme sahip bazı malların fiyatı ucuzken görece önemsiz bazı malların fiyatının yüksek olması olgusudur. [Bölüm: Mikro 5.1]

Değer saklama aracı (store of value), paranın elde var olan satın alma gücünü gelecekte de kullanabilmeyi sağlama işlev ve özelliğidir. [Bölüm: Makro 5.1]

Değere göre vergi (ad valorem tax), vergiye konu olan ekonomik unsurun parasal değeri üzerinden alınan vergidir. [Bölüm: Mikro 4.6]

Değişim aracı (medium of exchange), paranın mal ve hizmet satın alımında kullanılması işlev ve özelliğidir. [Bölüm: Makro 5.1]

Değişken faktör (variable factor) ya da değişken girdi (variable input), miktarı istenildiği zaman değiştirilebilen üretim faktörleridir. [Bölüm: Mikro 7.1]

Değişken gider (variable cost), üretim miktarına bağlı olarak değişen hammadde ve elektrik tüketimi gibi giderlerdir. [Bölüm: Mikro 7.1]

Değişken girdi (variable input) ya da değişken faktör (variable factor), miktarı istenildiği zaman değiştirilebilen üretim faktörleridir. [Bölüm: Mikro 7.1]

Denge döviz kuru (equilibrium exchange rate), döviz piyasası dengedeyken alım satım işlemlerinin gerçekleştiği döviz kurudur. [Bölüm: Makro 7.7]

Denge faiz oranı (equilibrium interest rate), para piyasası dengedeyken borç alıp verme işlemlerinin gerçekleştiği faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.7]

Denge faktör bileşeni (equilibrium factor combination), üretici dengesinde kullanılan faktör paketidir. [Bölüm: Mikro 6.5]

Denge fiyatı (equilibrium price), piyasa dengedeyken alışverişlerin gerçekleştiği fiyattır. [Bölüm: Mikro 2.6]

Denge gelir düzeyi (equilibrium income level), ekonomi gelir dengesindeyken gerçekleşen toplam üretim miktarıdır. [Bölüm: Makro 10.6]

Denge genel fiyat düzeyi (equilibrium general price level), ekonomi gelir dengesindeyken oluşan genel fiyat düzeyidir. [Bölüm: Makro 10.6]

Denge miktarı (equilibrium quantity), piyasa dengedeyken alınıp satılan ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 2.6]

Denge tüketim paketi (equilibrium consumption bundle), tüketici dengesinde satın alınan ürün paketidir. [Bölüm: Mikro 5.5]

Denge ücreti (equilibrium wage), emek piyasası dengedeyken oluşan ücret düzeyidir. [Bölüm: Mikro 12.6]

Denk bütçe çarpanı (balanced budget multiplier), devlet harcamalarında bütçeyi denk tutacak şekilde yapılan bir birimlik değişikliğin denge geliri üzerinde kaç kat etki yaratacağını ölçen çarpandır. [Bölüm: Makro 11.2]

Depresyon (depression) ya da buhran, kesin bir tanımı olmamakla birlikte bir ya da birden fazla ülkeyi etkileyen ve toplam üretimin yıllık yüzde 10'dan fazla düştüğü şiddetli ve uzun süreli ekonomik daralmalardır. [Bölüm: Makro 2.1]

Devalüasyon (devaluation), sabit kur sistemi altında döviz kurunun bir anda yükseltilerek yerli paranın değerinin düşürülmesidir. [Bölüm: Makro 7.9]

Devlet (government), çıkardığı yasalar ve uyguladığı politikalarla ekonomiyi etkileyen ve aynı zamanda kendisi de üretim ve tüketim yapan merkezi ve yerel yönetimlerdir. [Bölüm: Mikro '1.4; Makro 1.4]

Devlet aksaklığı (government failure); devletin de insanlardan oluştuğunu ve bu kişi, politikacı ya da bürokratların kendi kişisel çıkarları doğrultusunda hareket edebileceğini söyleyen düşüncedir. [Bölüm: Mikro 9.5, 14.3]

Devlet harcamaları (government expenditures), devletin tüketim ve yatırım harcamalarının toplamıdır. [Bölüm: Makro 11.1]

Devlet harcaması çarpanı (government spending multiplier), devlet harcamalarındaki bir birimlik değişikliğin denge geliri üzerinde kaç kat etki yaratacağını ölçen çarpandır. [Bölüm: Makro 11.2]

Devlet iç borçlanma senedi (government domestic debt security) ya da kısaca DİBS, devletin bütçe açıklarını karşılamak amacıyla bütçe kanununa dayanarak çıkardığı tahvil ve bonoların genel adıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Devletin tüketim harcamaları (government consumption expenditures) ya da kısaca G, devletin hizmetlerini yerine getirebilmek için yurtiçinde yaptığı mal ve hizmet alımlarını kapsayan ana harcama başlığıdır. [Bölüm: Makro 2.4]

Devralma (acquisiton), bir firmanın başka bir firmaya ait hisselerin çoğunu ya da tamamını alarak o firmanın yönetimini elde etmesidir. [Bölüm: Mikro 11.2]

Dış borç (external debt), devletin yurtdışında yerleşik hanehalkları ve firmalardan ya da diğer devletlerden aldığı toplam borç miktarıdır. [Bölüm: Makro 11.5]

Dış dünya (rest of the world), bir ekonominin ticaret yaptığı ve ekonomik ilişkiler kurduğu diğer tüm ülkelerdir. [Bölüm: Mikro '1.4; Makro 1.4]

Dışlama etkisi (crowding out effect), devletin tüketim ve yatırım harcamalarının özel tüketim ve yatırımların yerine geçmesi durumudur. [Bölüm: Makro 11.5]

Dışlanabilirlik (excludability) ya da tüketimde dışlanabilirlik (excludability in consumption), bir mal ya da hizmeti satın almamış olan kişilerin o mal ya da hizmeti kullanmasının engellenebilmesidir. [Bölüm: Mikro 13.5]

Dışsallık (externality), bir ekonomik faaliyetin o faaliyete taraf olmayan kişiler üzerinde yaptığı olumlu ya da olumsuz etkidir. [Bölüm: Mikro 13.3]

Dışsallıkların içselleştirilmesi (internalizing externalities), ekonomik birimlerin seçim yaparken sosyal maliyet ve faydaları dikkate almasını sağlayacak yöntemlerdir. [Bölüm: Mikro 13.4]

Diğer her şey sabit (all else being equal) ya da Latince ceteris paribus, belli bir ekonomik ilişkiyi incelerken diğer tüm etkilerin sabit tutulduğu varsayımıdır. [Bölüm: Mikro '1.2; Makro 1.2]

Dikey birleşme (vertical merger), belli bir ürün ya da ürün grubunun farklı parçaları ya da üretim aşamalarıyla ilgili iki firmanın birleşmesidir. [Bölüm: Mikro 11.2]

Dip (trough), resesyon süreci sonunda ekonomik faaliyetin en düşük düzeye ulaştığı noktadır. [Bölüm: Makro 2.1]

Dirsekli talep eğrisi modeli (kinked demand curve model) ya da Sweezy modeli (Sweezy model), bir firmanın malına olan talebin rakip firmaların fiyat değişikliği karşısında verdiği tepkiye bağlı olduğu oligopol modelidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

Doğal işsizlik oranı (natural rate of unemployment) ya da kısaca UN , emek piyasasının normal işleyişi sonucunda gözlenen ve uzun dönemde sürdürülebilecek olan en düşük işsizlik oranıdır. [Bölüm: Makro 4.2]

Doğal kaynak (natural resource) ya da toprak (land), kısaca N , işlenebilen ya da üzerine inşa edilebilen toprağı ve yine toprak ve doğadan gelen her türlü kaynağı anlatan temel üretim faktörüdür. [Bölüm: Mikro 6.2, 12.1; Makro 2.4, 14.2]

Doğal oran önsavı (natural rate hypothesis), enflasyon oranı ne olursa olsun işsizlik oranının zamanla doğal işsizlik düzeyine geri döneceği yönündeki kuramsal beklentidir. [Bölüm: Makro 13.3, 15.4]

Doğal tekel (natural monopoly), ölçeğe göre artan getiri nedeniyle üretimde en düşük maliyetin tek bir satıcı ile sağlanabildiği piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 9.2]

Doğrudan kotasyon (direct quotation), bir birim yabancı para ile ne kadar yerli para satın alınabileceğini gösteren döviz kurudur. [Bölüm: Makro 7.1]

Doğrudan müdahale (direct intervention), devletin fiyat ya da miktar düzenlemesi yoluyla piyasayı etkilediği uygulamalarıdır. [Bölüm: Mikro 4.4]

Dolarizasyon (dollarisation), bir ülkedeki günlük işlemlerde resmi ya da gayriresmi olarak başta ABD Doları olmak üzere yabancı para birimleri kullanılmasıdır. [Bölüm: Makro 3.5]

Dolaşımdaki para (money in circulation), ekonomik birimlerin elinde bulunan kağıt ve madeni paralardır. [Bölüm: Makro 5.2]

Dolaylı kotasyon (indirect quotation), bir birim yerli para karşılığında ne kadar yabancı para satın alınabileceğini gösteren döviz kurudur. [Bölüm: Makro 7.1]

Dolaylı müdahale (indirect intervention), devletin vergi ya da sübvansiyonlar yoluyla piyasayı etkilediği uygulamalarıdır. [Bölüm: Mikro 4.4]

Dolaylı vergi (indirect tax), mal ve hizmetlerin kullanımından kaynaklanan ve gelir ya da servete bağlı olmadan herkes tarafından aynı oranda ödenen vergilerdir. [Bölüm: Mikro '14.4; Makro 2.4, 11.1]

Dolaysız vergi (direct tax), gelir ya da servete bağlı olarak belli aralıklarla ve verginin yükümlüsü tarafından ödenen vergilerdir. [Bölüm: Mikro '14.4; Makro 11.1]

Dördüncü derece fiyat ayrımcılığı (fourth degree price discrimination) ya da ters fiyat ayrımcılığı (reverse price discrimination), belli bir ürünün maliyeti farklı alıcılar için değişse de her bir alıcıya aynı fiyattan satılması uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 9.6]

Döviz (foreign exchange), yabancı ülke paraları ya da yabancı para yerine geçen her türlü ödeme aracıdır. [Bölüm: Makro 7.1]

Döviz arz eğrisi (foreign exchange supply curve), diğer değişkenler sabitken kur ve arz edilen döviz miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 7.5]

Döviz arzı (foreign exchange supply) ya da kısaca SE , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin döviz kuruna bağlı olarak satmayı istediği toplam döviz miktarıdır. [Bölüm: Makro 7.5]

Döviz kuru hedeflemesi (exchange rate targeting), merkez bankasının ulusal para birimi ile diğer bir ülkenin para birimi arasında belli bir değişim oranı ya da aralığını hedeflediği para politikası rejimidir. [Bölüm: Makro 12.3]

Döviz kuru istikrarı (foreign exchange rate stability), bir ülkenin para biriminin diğer ülke para birimleri karşısındaki değerinin zaman içinde sabit kalması ya da düşük bir oranda değişmesidir. [Bölüm: Makro 1.5]

Döviz piyasası (foreign exchange market), farklı ülke paralarının alınıp satıldığı ve bu süreçte döviz kurlarının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır. [Bölüm: Makro 7.1]

Döviz piyasası dengesi (foreign exchange market equilibrium), belli bir dönemde piyasada talep edilen döviz miktarı ile arz edilen döviz miktarının birbirine eşit olduğu durumdur. [Bölüm: Makro 7.7]

Döviz talebi (foreign exchange demand) ya da kısaca DE , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin döviz kuruna bağlı olarak satın almayı istediği toplam döviz miktarıdır. [Bölüm: Makro 7.3]

Döviz talep eğrisi (foreign exchange demand curve), diğer değişkenler sabitken döviz kuru ve talep edilen döviz miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 7.3]

Duopol (duopoly), yalnızca iki firmadan oluşan oligopol piyasasıdır. [Bölüm: Mikro 11.1]

Duran varlık (fixed asset) ya da sermaye malı (capital good); gelecekte gelir yaratmak için üretilen makine, fabrika, araç, bina gibi dayanıklı mallardır. [Bölüm: Makro 2.4]

Düşük işsizlik (low unemployment), iş aradığı halde bir işte çalışmayan kişiler olarak tanımlanan işsizlerin bir ülkede işgücü içindeki oranının düşük olmasıdır. [Bölüm: Makro 1.5]

Düşük mal (inferior good), ortalama gelir düzeyi arttığı zaman piyasada talebi azalan ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 2.3, 5.6]

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Bütçesi (Regulatory and Supervisory Institutions Budget); özel kanunla kurulmuş olan Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gibi kurul ve üst kurulların bütçesidir. [Bölüm: Makro 11.6]

 

E


Eğim (slope) ya da kısaca μ , yatay eksende gösterilen değişkendeki 1 birim artış sonucunda dikey eksende gösterilen değişkenin kaç birim arttığını ya da azaldığını anlatan ölçümdür. [Bölüm: Mikro 1.6, 3.1]

Ekonomi (economics) ya da diğer adıyla iktisat, birey ve toplumların geniş istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için ellerindeki sınırlı kaynakları nasıl kullandığını araştıran bilim dalıdır. [Bölüm: Mikro '1.1; Makro 1.1]

Ekonomik birim (economic unit); ekonominin dört temel bileşenini oluşturan hanehalkları, firmalar, devlet ve dış dünyanın her bir karar alıcı üyesidir. [Bölüm: Mikro '1.4; Makro 1.4]

Ekonomik büyüme (economic growth), bir ülkede üretilen mal ve hizmet miktarında zaman içinde görülen genel ve kalıcı artıştır. [Bölüm: Makro 1.5, 14.1]

Ekonomik dalgalanma (economic fluctuation) ya da iş çevrimi (business cycle); piyasa ekonomilerinde birkaç yıllık dönemler içinde toplam üretim, gelir ve harcamalarda görülen iniş çıkışlardır. [Bölüm: Makro 2.1]

Ekonomik daralma (economic contraction), bir ekonomide toplam üretimin genel düşüş gösterdiği dönemdir. [Bölüm: Makro 2.1]

Ekonomik etkinlik (economic efficiency), sınırlı kaynaklarla hangi ürünlerin nasıl ve kimin için üretileceğine toplumsal refahı maksimum yapacak şekilde karar verilmesidir. [Bölüm: Mikro 4.1, 13.1]

Ekonomik fazla (economic surplus), piyasanın topluma sağladığı toplam kazançtır ve tüketici fazlası ile üretici fazlasının toplamına eşittir. [Bölüm: Mikro 4.4]

Ekonomik genişleme (economic expansion), bir ekonomide toplam üretimin genel artış gösterdiği dönemdir. [Bölüm: Makro 2.1]

Ekonomik kâr (economic profit), hem açık hem de örtük giderleri dikkate alan kâr hesaplamasıdır. [Bölüm: Mikro 6.1]

Eksik bilgi (imperfect information) ya da sınırlı bilgi (limited information), ekonomik faaliyetin sonuçlarıyla ilgili tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmayan bilgiler toplamıdır. [Bölüm: Mikro 10.1, 13.6]

Eksik istihdamda olan (underemployed), istihdamda olup ek iş arayan ya da haftalık toplam 40 saatten az çalışmakta olup daha uzun süre çalışmak isteyen ve iş bulursa işbaşı yapmaya hazır olan kişilerdir. [Bölüm: Makro 4.1]

Eksik rekabet (imperfect competition), tam rekabet piyasasının bir ya da daha fazla özelliğine sahip olmayan piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 8.1 , 13.2]

Emeğin marjinal ürün değeri (marginal value product of labor) ya da kısaca MVPL , emek miktarını bir birim artırmanın getirdiği ek ürünün satışından elde edilen gelirdir. [Bölüm: Mikro 12E]

Emeğin marjinal ürün geliri (marginal revenue product of labor) ya da kısaca MRPL , emek miktarı bir birim artırıldığı zaman toplam gelir miktarında görülen değişikliktir. [Bölüm: Mikro 12.2]

Emeğin marjinal ürünü (marginal product of labor) ya da kısaca MPL , emek miktarı bir birim artırıldığı zaman toplam ürün miktarında görülen değişikliktir. [Bölüm: Mikro 6.2]

Emeğin ortalama ürünü (average product of labor) ya da kısaca APL , belli bir dönemde birim emek başına üretilen ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 6.2]

Emeğin ücret oranı (wage rate of labor) ya da kısaca PL , üretimde bir birim emek kullanmak için ödenen bedeldir. [Bölüm: Mikro 6.4, 12.2]

Emek (labor) ya da kısaca L , insanlar tarafından yapılan fiziksel ya da düşünsel iş ve çalışmayı anlatan temel üretim faktörüdür. [Bölüm: Mikro 6.2, 12.1; Makro 2.4, 4.1, 14.2]

Emek arz eğrisi (labor supply curve), diğer her şey sabitken ücret düzeyi ile arz edilen emek miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 5.6]

Emek arz fazlası (excess labor supply) ya da işsizlik (unemployment), emek piyasasında arz edilen emek miktarının talep edilen miktardan fazla olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 12.6]

Emek arzı (labor supply) ya da kısaca SL , belli bir dönemde hanehalklarının ücret düzeyine bağlı olarak piyasaya sunduğu toplam emek miktarıdır. [Bölüm: Mikro '12.4; Makro 14.2]

Emek kıtlığı (labor shortage) ya da emek talep fazlası (excess labor demand), emek piyasasında talep edilen emek miktarının arz edilen miktardan fazla olduğu duruma denir. [Bölüm: Mikro 12.6]

Emek piyasası (labor market), emeğini arz edenler ile emek talep edenlerin bir araya geldiği ve bu süreçte emeğin ücret oranının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır. [Bölüm: Mikro '12.2; 4.1]

Emek piyasası dengesi (labor market equilibrium), belli bir dönemde piyasada talep edilen emek miktarıyla arz edilen emek miktarının birbirine eşit olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 12.6]

Emek talebi (labor demand) ya da kısaca DL , belli bir dönemde farklı ücret düzeylerine bağlı olarak üreticilerin istihdam etmek istediği emek miktarıdır. [Bölüm: Mikro 12.2]

Emek talep fazlası (excess labor demand) ya da emek kıtlığı (labor shortage), emek piyasasında talep edilen emek miktarının arz edilen miktardan fazla olduğu duruma denir. [Bölüm: Mikro 12.6]

Emek verimliliği (labor productivity), belli bir dönemde işçi başına düşen ortalama üretim miktarıdır. [Bölüm: Makro 14.2]

Endeksleme (indexation), parasal büyüklüklerin yasalar ya da sözleşme gereği belli aralıklarla ve otomatik olarak bir fiyat endeksine göre düzeltilmesidir. [Bölüm: Makro 3.5]

Enflasyon (inflation) ya da kısaca π (pi okunur), genel fiyat düzeyinde kalıcı olarak gerçekleşen yüzdelik artıştır. [Bölüm: Makro 3.1, 13.1]

Enflasyon hedeflemesi (inflation targeting), merkez bankasının sürdürmek ya da ulaşmak istediği belli bir enflasyon düzeyini hedeflediği para politikası rejimidir. [Bölüm: Makro 12.3]

Enflasyonist açık (inflationary gap) ya da aşırı istihdam (overemployment), kısa dönemde reel GSYH'nin potansiyel GSYH'den yüksek olduğu ve dolayısıyla ekonominin genişleme döneminde kabul edildiği durumdur. [Bölüm: Makro 10.9]

Enflasyonu artırmayan işsizlik oranı (nonaccelerating inflation rate of unemployment) ya da yaygın bilinen adıyla kısaca NAIRU, ülkedeki emek piyasasını uzun dönem dengesinde tutan ve bu yüzden enflasyonda artışa yol açmayan işsizlik oranıdır. [Bölüm: Makro 13.3]

Engel eğrisi (Engel curve) ya da gelir-tüketim eğrisi (income-consumption curve), diğer her şey sabitken tüketicinin geliri ile belli bir malın talep edilen miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 5.6]

Engel Yasası (Engel’s Law), gelir düzeyi arttıkça gıda harcamalarının gelir içindeki payının azalacağını söyleyen gözlemdir. [Bölüm: Mikro 3.6]

Esnek ilişki (elastic relationship), bir değişkendeki yüzde 1 artış sonucunda diğer değişkenin yüzde 1’den daha fazla tepki vermesidir. [Bölüm: Mikro 3.2]

Esnek olmayan ilişki (inelastic relationship) ya da katı ilişki, bir değişkendeki yüzde 1 artış sonucunda diğer değişkenin yüzde 1’den daha az tepki vermesidir. [Bölüm: Mikro 3.2]

Esneklik (elasticity) ya da kısaca ε , yatay eksende gösterilen değişkendeki yüzde 1 artış sonucunda dikey eksende gösterilen değişkenin yüzde kaç artığını ya da azaldığını anlatan ölçümdür. [Bölüm: Mikro 3.1]

Eşmaliyet doğrusu (isocost line), aynı sabit harcama ile satın alınabilen üretim faktörü bileşenlerini gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 6.4]

Eşürün eğrisi (isoquant curve), diğer her şey sabitken aynı toplam ürünü veren girdi bileşenlerini gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 6.3]

Eşürün haritası (isoquant map), farklı toplam ürün miktarlarını gösteren birden fazla eşürün eğrisinin tümüdür. [Bölüm: Mikro 6.3]

Etki gecikmesi (impact lag), ekonomi politikasının uygulanması ile bu politikanın etkilerinin hissedilmesi arasında geçen süredir. [Bölüm: Makro 11.5, 12.5]

F


Faaliyet kârı (operating profit), üretimden elde edilen gelirin üretimden kaynaklanan değişken giderleri tümüyle karşılayabildiği durumdur. [Bölüm: Mikro 8.3, 10.3]

Faaliyet zararı (operating loss), üretimden elde edilen gelirin üretimden kaynaklanan değişken giderleri tümüyle karşılayamadığı durumdur. [Bölüm: Mikro 8.3, 10.3]

Faiz (interest), başkasına ait sermayeyi kullanma karşılığında ödenen ve önceden belirlenmiş bedeldir. [Bölüm: Mikro '12.7; Makro 2.4, 6.1]

Faiz dışı bütçe dengesi (primary budget balance), devletin faiz ödemeleri dışarıda tutularak hesaplanan bütçe dengesidir. [Bölüm: Makro 11.4]

Faiz oranı (interest rate), ödenecek faizin ödünç alınan miktara oranıdır. [Bölüm: Makro 6.1]

Faiz riski (interest risk), faiz oranında beklenmedik bir değişikliğin borç ve alacakların değerini olumsuz etkileme riskidir. [Bölüm: Makro 5.5]

Faktör maliyeti (factor cost) ya da girdi maliyeti (input cost), üretim sürecinde kullanılan emek, sermaye, toprak gibi girdilerin maliyetidir. [Bölüm: Mikro 2.5]

Faktör piyasası (factor market) ya da girdi piyasası (input market), üretim yapmak için gerekli araç ve maddelerin alınıp satıldığı piyasalardır. [Bölüm: Mikro 1.5, 12.1]

Fayda (utility), tüketicinin belli bir mal ya da hizmetten sağladığı tatmin ve yararları gösteren kavramsal ölçüttür. [Bölüm: Mikro 5.1]

Fayda kuramı (utility theory), maddi yaşam kalitesini artırmak isteyen tüketicinin hangi ürünleri ne miktarda tüketeceğini ya da elde edebileceğini açıklayan ilkeler bütünüdür. [Bölüm: Mikro 5.1]

Fayda maksimizasyonu (utility maximization), ürün fiyatları veriliyken belli bir bütçe kullanarak toplam faydayı en fazla yapacak ürün bileşeninin seçilmesidir. [Bölüm: Mikro 5.5]

Fazlalık (surplus) ya da arz fazlası (excess supply), piyasada arz edilen miktarın talep edilen miktardan fazla olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 2.6]

Federal fon faiz oranı (fed funds rate), ABD'deki banka ve diğer mevduat kurumlarının Fed hesabındaki serbest rezervlerini gecelik olarak borç vermeleri işlemine uygulanan faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 12.1]

Fırsat eşitliği (equality of opportunity); tüm toplum bireylerinin cinsiyet, etnik köken, coğrafi konum gibi farklılıklara bakılmaksızın eğitim, iş, sağlık gibi konularda eşit olanaklara sahip olmasıdır. [Bölüm: Mikro 14.4]

Fırsat maliyeti (opportunity cost), bir tercih yapılması sonucunda diğer en iyi seçenekten vazgeçmenin maliyetidir. [Bölüm: Mikro '1.1; Makro 1.1]

Fiat para (fiat money), önemli bir somut kullanım değeri olmayıp yasalar ve devlet güvencesiyle değer ve işlev kazanan genel ödeme araçlarıdır. [Bölüm: Makro 5.1]

Finansal bağımsızlık (financial independence), merkez bankasının hedeflerini yerine getirmek için yeterli mali kaynağa sahip olması ve bütçesini kendisinin belirleyebilmesidir. [Bölüm: Makro 12.4]

Finansal hizmetlere erişim (access to financial services), ekonomik birimlerin bankacılık ve sigortacılık hizmetlerden ne derece kolay yararlanabildiğini anlatan kavramsal ölçüttür. [Bölüm: Mikro 14.4]

Finansal istikrar (financial stability), bir ülkede bankalar ve borsalar gibi finans kurumlarının beklenmedik değişikliklere karşı dayanıklı olması ya da korunmasıdır. [Bölüm: Makro 1.5]

Firma (firm), toplum tarafından arzu edilen mal ve hizmetleri kâr elde etmek amacıyla piyasaya arz eden kuruluşlardır. [Bölüm: Mikro 1.4, 7.1; Makro 1.4]

Fisher etkisi (Fisher effect), nominal faiz oranının (pozitif) enflasyon nedeniyle reel faiz oranından yüksek çıkması olgusudur. [Bölüm: Makro 6.1]

Fiyat (price), alınan ya da satılan bir ürüne karşılık olarak ödenen bedeldir. [Bölüm: Mikro 2.1]

Fiyat alıcı (price taker), piyasadaki ürünün fiyatı üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmayan alıcı ya da satıcıdır. [Bölüm: Mikro 8.2, 9.1]

Fiyat ayrımcılığı (price discrimination), belli bir ürünün farklı alıcılardan farklı miktarda kâr elde edecek şekilde satılması uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 9.6]

Fiyat endeksi (price index), belli bir grup ürünün fiyat ortalamasını farklı dönemler için ölçen sayılar dizisidir. [Bölüm: Makro 3.1]

Fiyat esnekliği (price elasticity) ya da talebin fiyat esnekliği (price elasticity of demand), kısaca εP , bir ürünün fiyatındaki yüzde 1 artış sonucunda o ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç azaldığını gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.3]

Fiyat istikrarı (price stability), bir ülkede mal ve hizmet fiyatlarının zaman içinde sabit kalması ya da düşük bir oranda değişmesidir. [Bölüm: Makro 1.5]

Fiyat kısıtlaması (price restriction), devletin bir ürün için ödenecek en düşük ya da en yüksek fiyatı belirleyerek uyguladığı piyasa müdahalesidir. [Bölüm: Mikro 4.5]

Fiyat liderliği modeli (price leadership model), baskın bir firmanın fiyatı belirlediği ve diğer küçük firmaların buna uyum gösterdiği oligopol modelidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

Fiyat savaşı (price war), pazar payını artırmak ya da korumak amacıyla hareket eden firmaların birbirlerine tepki olarak art arda fiyat düşürmesidir. [Bölüm: Mikro 11.1]

Fiyat yapıcı (price maker), piyasadaki ürünün fiyatını belirleme gücüne sahip olan alıcı ya da satıcıdır. [Bölüm: Mikro 9.1]

Fiziksel sermaye (physical capital); üretimde kullanılan makine, fabrika, araç, bina gibi insan yapımı donanımlardır. [Bölüm: Makro 14.2]

Fizyokrasi (physiocracy), zenginliğin sahip olunan tarımsal toprak miktarıyla belirlendiğini ve ekonomik ilişkilerin temelinde bir doğal düzen olduğunu savunan düşünce akımıdır. [Bölüm: Mikro '1.3; Makro 15.1]

Fonksiyonel gelir dağılımı (functional income distribution), toplam gelirin üretim faktörleri arasında nasıl dağıldığını gösteren gelir dağılımı ölçütüdür. [Bölüm: Mikro 14.1]

 

G


Gayri safi katma değer (gross value added) ya da kısaca GSKD (GVA), belli bir dönemde ekonomide ya da ekonominin belli bir iş kolunda yaratılan toplam katma değerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

Gayri safi milli hasıla (Gross national product) ya da kısaca GSMH (GNP), belli bir dönemde bir ülke vatandaşlarına ait kaynaklar kullanılarak üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin piyasa değeridir. [Bölüm: Makro 2.5]

Gayri safi sabit sermaye oluşumu (gross fixed capital formation) ya da kısaca GSSSO (GFCF), yurtiçinde yerleşik ekonomik birimlerin yaptığı tüm sermaye malı harcamalarının toplamıdır. [Bölüm: Makro 2.4, 6.8]

Gayri safi yatırım harcamaları (gross investment expenditures) ya da kısaca I , yurtiçindeki ekonomik birimlerin sermaye malı alımları ile stoklara yaptığı yatırımları kapsayan ana harcama başlığıdır. [Bölüm: Makro 2.4]

Gayri safi yurtiçi hasıla (Gross domestic product) ya da kısaca GSYH (GDP), belli bir dönemde bir ülke içindeki kaynaklar kullanılarak üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin piyasa değeridir. [Bölüm: Makro 2.2]

Gayri safi yurtiçi mutluluk (gross domestic happiness), 1972 yılında Bhutan Kralı Jigme Singye Wangchuck tarafından ortaya atılan milli gelir ve refah ölçütüdür. [Bölüm: Makro 2.6]

Gelir dağılımı (income distribution), bir toplumda üretilen gelirin o toplumdaki farklı kesimler arasında nasıl ve ne derece eşit dağıtıldığını anlatan ölçüttür. [Bölüm: Mikro 14.1]

Gelir dengesi (income equilibrium), belli bir dönemde ekonomideki toplam talep miktarı ile toplam arz miktarının birbirine eşit olduğu durumdur. [Bölüm: Makro 10.6]

Gelir esnekliği (income elasticity) ya da talebin gelir esnekliği (income elasticity of demand), kısaca εY , tüketicilerin gelirindeki yüzde 1 artış sonucunda belli bir ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.6]

Gelir etkisi (income effect), bir ürün ya da girdinin fiyatı değiştiği zaman satın alma gücünün değişmesi nedeniyle görülen değişikliktir. [Bölüm: Mikro 5.6, 6.6]

Gelir-tüketim eğrisi (income-consumption curve) ya da Engel eğrisi (Engel curve), diğer her şey sabitken tüketicinin geliri ile belli bir malın talep edilen miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 5.6]

Gelirin yeniden dağıtımı (redistribution of income), servetin doğrudan ya da olaylı olarak yüksek gelirli kesimlerden düşük gelirli kesimlere aktarılmasına yönelik uygulamalardır. [Bölüm: Mikro 14.4]

Genel Bütçe (General Budget); devletin tüzel kişiliğini oluşturan TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, çeşitli bakanlıklar gibi kamu kurumlarının bütçesidir. [Bölüm: Makro 11.6]

Genel fiyat düzeyi (general price level) ya da kısaca P , ekonomideki tüm mal ve hizmetlerin fiyatını toplu olarak anlatan kavramsal niceliktir. [Bölüm: Makro 3.1]

Genişleme yolu (expansion path) ya da çıktı-faktör eğrisi (output-factor curve), diğer her şey sabitken toplam ürün arttıkça üreticinin kullandığı faktör bileşenlerinin nasıl değiştiğini gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 6.6]

Genişletici maliye politikası (expansionary fiscal policy), toplam talebi ve reel GSYH'yi artırmaya yönelik maliye politikalarıdır. [Bölüm: Makro 11.1]

Genişletici para politikası (expansionary monetary policy), toplam talebi ve reel GSYH'yi artırmaya yönelik para politikalarıdır. [Bölüm: Makro 12.2]

Gider minimizasyonu (cost minimization), faktör fiyatları veriliyken belli bir miktar üretim için toplam gideri en az yapacak faktör bileşeninin seçilmesidir. [Bölüm: Mikro 6.5]

Giffen malı (Giffen good), diğer her şey sabitken fiyatı arttıkça talep edilen miktarı azalmak yerine artan kuramsal üründür. [Bölüm: Mikro 2.2]

Gini katsayısı (Gini coefficient) ya da kısaca G , bir grup sayının birbirinden ne derece farklılaştığını gösteren ve genellikle eşitsizliği hesaplamak için kullanılan istatistiksel ölçüttür. [Bölüm: Mikro 14.1]

Girdi maliyeti (input cost) ya da faktör maliyeti (factor cost), üretim sürecinde kullanılan emek, sermaye, toprak gibi girdilerin maliyetidir. [Bölüm: Mikro 2.5]

Girdi piyasası (input market) ya da faktör piyasası (factor market), üretim yapmak için gerekli araç ve maddelerin alınıp satıldığı piyasalardır. [Bölüm: Mikro 1.5]

Giriş engeli (barrier to entry) ya da piyasaya giriş engeli (market barrier to entry), belli bir piyasada satış ya da alış yapmayı zorlaştıran doğal ya da yapay kısıtlardır. [Bölüm: Mikro 9.1]

Göreceli yoksulluk (relative poverty), bir ülkedeki ortalama yaşam koşullarını sağlayabilecek kadar gelire sahip olmama durumudur. [Bölüm: Mikro 14.3]

Göreceli yoksulluk oranı (relative poverty rate), bir ülkedeki ortalama gelirden daha az gelire sahip olan nüfusun toplam nüfusa oranıdır. [Bölüm: Mikro 14.3]

Görünmez el (invisible hand), yalnız kendi çıkarları için çalışan bireylerin davranışı sonucunda kaynakların etkin kullanımının sağlanması ve toplum refahının artması olgusudur. [Bölüm: Mikro '1.3; Makro 15.1]

Gösterge faiz oranı (benchmark interest rate), yatırımcıların devlet dışı bir senet için isteyecekleri en düşük faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Götürü vergi (lump-sum tax), gelir ya da servete bağlı olmadan belli aralıklarla ve sabit tutar şeklinde ödenen vergilerdir. [Bölüm: Makro 8.2, 11.1]

GSYH deflatörü (GDP deflator), ürün sepeti olarak GSYH kapsamındaki tüm mal ve hizmetleri temel alan fiyat endeksidir. [Bölüm: Makro 3.3]

H


Hanehalkı (household); üretim, tüketim, servet birikimi, servetin aktarımı gibi çeşitli ekonomik etkinliklerin gerçekleştirildiği temel ekonomik birimdir. [Bölüm: Mikro '1.4; Makro 1.4]

Harcanabilir gelir (disposable income) ya da kısaca HG (DI), ülke vatandaşlarının gelir vergisinden sonra eline geçen ve tüketim ya da tasarruf amacıyla kullanılabilen gelirdir. [Bölüm: Makro 2.5, 8.2, 10.3]

Herfindahl-Hirschman Endeksi (Herfindahl-Hirschman Index) yada kısaca HHI , bir piyasadaki tüm firmaların pazar payı yüzdelerinin karesi alınarak toplanması yoluyla hesaplanan piyasa yoğunlaşma ölçüsüdür. [Bölüm: Mikro 11.2]

Hesap birimi (unit of account), paranın alışveriş ve muhasebe işlemlerinde hesap tutma birimi olarak kullanılması işlev ve özelliğidir. [Bölüm: Makro 5.1]

Hesap birimi maliyeti (unit of account cost), enflasyonun parayı hesap birimi ölçütü olarak daha az güvenilir yapmasıdır. [Bölüm: Makro 3.5]

Heterojen oligopol (heterogenous oligopoly), farklılaştırılmış bir ürünün alınıp satıldığı oligopol piyasasıdır. [Bölüm: Mikro 11.1]

Hiperenflasyon (hyperinflation), kesin bir tanımı olmamakla birlikte aylık enflasyon oranının yüzde 50 ya da daha yüksek olduğu durumdur. [Bölüm: Makro 3.1]

Hizmet (service), elle tutulamayıp depolanamayan ya da sahiplik yaratmayan ürünlerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

Hollanda hastalığı (Dutch disease), doğal kaynaklara dayalı hızlı zenginleşme sonucunda ülkedeki sanayi gibi diğer sektörlerin gerilemesi ya da gelişememesi sorunudur. [Bölüm: Makro 14.2]

I


IS eğrisi (IS curve), ekonomide mal piyasası dengedeyken toplam üretim ile faiz oranı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 10E]

IS-LM dengesi (IS-LM equilibrium), belli bir dönemde ekonomide mal piyasaları ve para piyasalarının aynı anda dengede olduğu durumdur. [Bölüm: Makro 10E]

IBOR ya da bankalararası faiz oranı (interbank offered rate), para piyasasında bankaların günlük teminatsız borçlanmalar için birbirine ödediği faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

 

İ


İç borç (domestic debt), devletin yurtiçinde yerleşik hanehalkları ve firmalardan aldığı toplam borç miktarıdır. [Bölüm: Makro 11.5]

İhracat (export) ya da kısaca X, yurtiçinde yerleşik ekonomik birimlerin başka ülkelere sattığı mal ve hizmetlerdir. [Bölüm: Makro 2.4, 9.1]

İhracat fonksiyonu (export function), bir ülkedeki toplam gelir ile ihracat miktarı arasındaki sayısal ilişkiyi anlatan matematiksel araçtır. [Bölüm: Makro 9.2]

İhraç edilen menkul kıymet (debt security issued), TCMB tanımına göre, bankalar tarafından çıkartılan iki yıla kadar vadeli tahvil ve bonolardır. [Bölüm: Makro 5.2]

İkame esnekliği (elasticity of substitution), iki değişkenin fiyatlarının oranındaki yüzde 1 artış sonucunda bu iki değişkenin miktarlarının birbirine oranının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 6.6]

İkame etkisi (substitution effect), bir ürün ya da girdinin fiyatı değiştiği zaman ikamesi yanında göreceli olarak ucuzlaması ya da pahalılaşması nedeniyle görülen değişikliktir. [Bölüm: Mikro 5.6, 6.6, 12.4]

İkame mal (substitute good), belli ölçüde birbirinin yerine kullanılabilen ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 2.3]

İkinci derece fiyat ayrımcılığı (second degree price discrimination), belli bir ürünün farklı miktarının farklı fiyattan satılması uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 9.6]

İktisat (economics) ya da diğer adıyla ekonomi, birey ve toplumların geniş istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için ellerindeki sınırlı kaynakları nasıl kullandığını araştıran bilim dalıdır. [Bölüm: Mikro '1.1; Makro 1.1]

İnsani Gelişme Endeksi (Human Development Index), yaşam beklentisi, eğitim ve gelir düzeylerini bir arada ölçen ve 1990 yılında Birleşmiş Milletler tarafından geliştirilen karma istatistiktir. [Bölüm: Makro 2.6]

İradi işsizlik ya da sürtünmesel işsizlik (frictional unemployment), bireylerin emek piyasasına girip çıkmaları ve işler arasındaki geçici beklemelerinden kaynaklanan işsizlik türüdür. [Bölüm: Makro 4.2]

İstatistiksel fark (statistical discrepancy), makroekonomideki kesin ve anlık olarak ölçülemeyen bileşenler nedeniyle birbiriyle ilişkili hesaplamalar arasında oluşan tutarsızlıktır. [Bölüm: Makro 2.4]

İsteğe bağlı maliye politikası (discretionary fiscal policy), gerekli durumlarda politika yapıcılar tarafından karar verilerek uygulamaya geçirilen maliye politikalarıdır. [Bölüm: Makro 11.3]

İsteklerin karşılıklı örtüşmesi (double coincidence of wants), bir kişinin almak ve bunun karşılığında vermek istediği nesneler ile diğer bir kişinin vermek ve karşılığında almak istediği nesnelerin aynı olması durumudur. [Bölüm: Makro 5.1]

İstihdamda olan ya da çalışan (employed); belli bir dönemde yevmiyeli, ücretli, maaşlı, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçisi olarak en az bir saat ekonomik faaliyette bulunan kişilerdir. [Bölüm: Makro 4.1]

İş çevrimi (business cycle) ya da ekonomik dalgalanma (economic fluctuation); piyasa ekonomilerinde birkaç yıllık dönemler içinde toplam üretim, gelir ve harcamalarda görülen iniş çıkışlardır. [Bölüm: Makro 2.1]

İşbirliği modeli (collusion model), farklı satıcıların bir araya gelerek fiyat-çıktı seçimini açık ya da örtük işbirliği içinde yaptığı oligopol modelidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

İşgücü (labor force), bir ekonomide istihdamda olan kişiler ile işsiz olan kişilerin toplamıdır. [Bölüm: Makro 4.1]

İşgücüne katılma oranı (labor force participation rate), bir ekonomide işgücü içinde yer alan nüfusun çalışma çağındaki kurumsal olmayan nüfusa oranıdır. [Bölüm: Makro 4.1]

İşgücüne yapılan ödeme (compensation of employees) üretim sürecinde emeğin elde ettiği maaş ve ücret gibi gelirlerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

İşlem güdüsü (transactions motive), günlük alışverişler için nakit paraya gerek duyulmasından kaynaklanan para talebidir. [Bölüm: Makro 6.3]

İşletme artığı (operating surplus); üretim sürecinde sermaye ve toprağın elde ettiği kâr, faiz, rant gibi gelirlerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

işsiz (unemployed), istihdamda olmayıp son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanan ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek olan 15 yaş ve üstündeki kişilerdir. [Bölüm: Makro 4.1]

İşsizlik (unemployment) ya da emek arz fazlası (excess labor supply), emek piyasasında arz edilen emek miktarının talep edilen miktardan fazla olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 12.6]

İşsizlik oranı (unemployment rate) ya da kısaca U , bir ekonomide işsiz sayılan kişilerin toplam işgücü içindeki payını gösteren yüzdedir. [Bölüm: Makro 4.1]

İthalat (import) ya da kısaca M, yurtiçinde yerleşik ekonomik birimlerin başka ülkelerden satın aldığı mal ve hizmetlerdir. [Bölüm: Makro 2.4, 9.1]

İthalat fonksiyonu (import function), bir ülkedeki toplam gelir ile ithalat miktarı arasındaki sayısal ilişkiyi anlatan matematiksel araçtır. [Bölüm: Makro 9.2]

İtibari değer (face value), vade sonunda tahvili elinde bulunduran kişiye ödenecek olan miktardır. [Bölüm: Makro 6.2]

İyi mal (economic good), ekonomik birimlere yarar sağlayan ve piyasadaki fiyatı pozitif olan ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 5.2]

J


J-eğrisi etkisi (J-curve effect) döviz kurunun artması ile birlikte net ihracatın ilk önce azalıp daha sonra artmaya başlaması olgusudur. [Bölüm: Makro 7.2]

K


Kalkınma ve yatırım bankası (development and investment bank), mevduat kabul etmeyip sermaye piyasası araçlarını kullanarak yatırım projelerine kredi sağlayan kurumlardır. [Bölüm: Makro 5.5]

Kamu borcu (public debt), devletin iç borçları ve dış borçlarının toplamıdır. [Bölüm: Makro 11.5]

Kamu malı (public good), tüketimde dışlanabilir olmayan ve rakiplik yaratmayan mallardır. [Bölüm: Mikro 13.5]

Kapasite fazlası (excess capacity), eldeki üretim olanaklarının tam kullanılmaması nedeniyle ortalama toplam gider en az olacak şekilde üretim yapılamamasıdır. [Bölüm: Mikro 10.5]

Kapatma noktası (shutdown point); fiyatın ortalama değişken gidere eşit olduğu nokta olup, kâr maksimizasyonu yapan firmanın üretim yapacağı en düşük fiyat düzeyidir. [Bölüm: Mikro 8.3]

Kâr (profit) ya da kısaca Π , ekonomik faaliyetten elde edilen toplam gelir ile bunun için katlanılan toplam gider arasındaki farktır. Ayrıca, şirketlerin sermaye sahiplerine dağıttığı kâr payları ya da dağıtılmayan şirket kârları gibi gelirlerdir. [Bölüm: Mikro 6.1, 7.4; Makro 2.4]

Karaborsa (Black market), alışverişlerin devletin bilgi ve denetimi dışında gerçekleştiği yasadışı piyasadır. [Bölüm: Mikro 4.5]

Kardinal fayda (cardinal utility), tüketicilerin mal ve hizmetlerden elde ettiği faydanın sayısal olarak ölçülebileceğini öne süren düşüncedir. [Bölüm: Mikro 5.1]

Karma ekonomi (mixed economy), bir ülkede neyin nasıl ve kimin için üretileceğine piyasalarda alıcı ve satıcıların etkileşimi sonucunda karar verilen ancak bu süreçte devletin de etkili olduğu ekonomik sistemdir. [Bölüm: Makro 1.4]

Karma gelir (mixed income), birbirinden ayrıştırılamayan farklı üretim faktörlerinin karışımından kaynaklanan gelirlerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

Karma mal (mixed good), tüketimde dışlanabilir olan ama rakiplik yaratmayan mallardır. [Bölüm: Mikro 13.5]

Karşılıklı bağımlılık (interdependency), birden fazla ekonomik birimden her birinin davranışının diğerlerinin davranışını etkilemesi durumudur. [Bölüm: Mikro 11.1]

Kartel (cartel), firma ya da devletlerin biraraya gelerek belli bir ürünün fiyat ve miktarını kontrol etmek amacıyla oluşturduğu kurumsal yapıdır. [Bölüm: Mikro 11.3]

Katı ilişki ya da esnek olmayan ilişki (inelastic relationship), bir değişkendeki yüzde 1 artış sonucunda diğer değişkenin yüzde 1’den daha az tepki vermesidir. [Bölüm: Mikro 3.2]

Katılım bankası (participation bank), faiz yerine kâr ve zarara katılma ilkesine göre fon toplayıp fon kullandıran ve çeşitli finansal hizmetler sunan kurumlardır. [Bölüm: Makro 5.5]

Katma değer (value added), mal ve hizmetlerin bir üretim aşamasına girerken ve o üretim aşamasından çıkarken sahip olduğu değerleri arasındaki farktır. [Bölüm: Makro 2.2]

Kayıtdışı ekonomi (unrecorded economy), devletin bilgisi ve denetimi dışında gerçekleşen ve bu nedenle vergilendirilmeyen iş ve üretimlerdir. [Bölüm: Makro 2.6, 4.1]

Kayıtsızlık eğrisi (indifference curve), diğer her şey sabitken tüketiciye aynı toplam faydayı veren mal ve hizmet bileşenlerini gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 5.2]

Kaynak laneti (resource curse) ya da bolluk çelişkisi (paradox of plenty); petrol gibi doğal kaynakların bazı ülkelerde ekonomik büyüme yerine çatışma, savaş, yolsuzluk ve fakirlik getirmesi olgusudur. [Bölüm: Makro 14.2]

Kendini düzelten işleyiş (self correcting mechanism), reel GSYH'nin potansiyel GSYH'den uzaklaştığı zaman toplam arzın değişmesi ve böylece yeniden potansiyel GSYH'ye dönülmesi sürecidir. [Bölüm: Makro 10.9]

Kendini gerçekleştiren kehanet (self-fulfilling prophecy), geleceğe yönelik yanlış ya da temelsiz bir beklentinin o beklentinin gerçekleşmesine yol açan davranışa neden olmasıdır. [Bölüm: Makro 5.5]

Kesirli rezerv bankacılığı (fractional reserve banking), bankalardaki mevduatın yalnızca küçük bir bölümünün kullanılmaya hazır para şeklinde tutulduğu bankacılık sistemidir. [Bölüm: Makro 5.5]

Keynesçi ekonomi kuramı (Keynesian economic theory), kısa dönemde reel gelirde görülen değişikliklerin harcamalara bağlı talep şoklarından kaynaklandığını öne süren ve devletin maliye politikası ile ekonomiye müdahale etmesini savunan düşünce okuludur. [Bölüm: Makro 15.3]

Kısa dönem (short run), mikroekonomi bağlamında, piyasaya giriş ya da piyasadan çıkış yapılamayan ve en az bir üretim faktörünün sabit olduğu kavramsal zaman aralığıdır. Makroekonomi bağlamında ise fiyatlar ve ücretlerin sabit olduğu ve üretim faktörlerinin bölgeler ve sektörler arasında kısıtlı geçişkenlik gösterebildiği kavramsal zaman aralığıdır. [Bölüm: Mikro 7.1, 8.2; Makro 10.4]

Kısa dönem Phillips eğrisi (short run Phillips curve) ya da kısaca SRPC , yalnızca geçmişe ve bugüne ait veriler dikkate alındığında işsizlik ve enflasyon oranları arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 13.2]

Kısa dönem toplam arz eğrisi (short run aggregate supply curve) ya da kısaca SRAS , diğer her şey sabitken genel fiyat düzeyi ile arz edilen toplam üretim arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 10.4]

Kıtlık (shortage) ya da talep fazlası (excess demand), piyasada talep edilen miktarın arz edilen miktardan fazla olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 2.6]

Kira (rent) ya da rant, başkasına ait toprak ya da doğal kaynakları kullanma karşılığında ödenen ve önceden belirlenmiş bedeldir. [Bölüm: Makro 2.4]

Kişi başına düşen gelir (per capita income), GSYH ve GSMH gibi milli gelir hesaplarının nüfusa bölünmesiyle elde edilen ortalama gelirdir. [Bölüm: Makro 2.5]

Kişisel gelir (personal income) ya da kısaca KG (PI), mal ya da hizmet karşılığı olsun ya da olmasın bir ülke vatandaşlarının eline geçen toplam gelirdir. [Bölüm: Makro 2.5]

Kişisel gelir dağılımı (personal distribution of income), toplam gelirin bireyler arasında nasıl dağıldığını gösteren gelir dağılımı ölçütüdür. [Bölüm: Mikro 14.1]

Klasik dikotomi (classical dichotomy), ekonomide fiyatlar ve para miktarı gibi nominal büyüklüklerin üretim ve alım gücü gibi reel büyüklükleri etkilemediğini savunan düşüncedir. [Bölüm: Makro 15.2]

Klasik ekonomi kuramı (classical economic theory), ekonominin her zaman tam istihdam gelir düzeyinde olduğunu öne süren ve devletin ekonomiye müdahale etmemesini savunan düşünce okuludur. [Bölüm: Makro 15.2]

Konut dışı yatırım (nonresidential investment), yurtiçinde yerleşik ekonomik birimlerin makine, fabrika, alet, teçhizat alımı için yaptığı harcamalardır. [Bölüm: Makro 2.4]

Konut yatırımı (residential investment), yurtiçinde yerleşik ekonomik birimlerin ev ve bina alımları için yaptığı harcamalardır. [Bölüm: Makro 2.4]

Kota (quota), devletin ithal mal ve hizmetlere uyguladığı miktar ya da parasal değer şeklindeki sınırlamalardır. [Bölüm: Makro 7.8]

Kötü mal (economic bad), ekonomik birimlere zarar getiren ve piyasadaki fiyatı negatif olan ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 5.2]

Kredi (credit), bankaların faiz ya da kâr payı karşılığında verdiği borçlardır. [Bölüm: Makro 5.5]

Kredi riski (credit risk), verilen borç ya da kredinin geri ödenmeme riskidir. [Bölüm: Makro 5.5]

Kripto para (crypto currency), dağıtılmış bilgisayar ağları üzerinde şifrelenmiş kayıt olarak tutulan ve izlenen ödeme araçlarıdır. [Bölüm: Makro 5.1]

Kupon (coupon), tahvil sahibine belli aralıklarla yapılacak sabit ödemelerdir. [Bölüm: Makro 6.2]

Kurumsal bağımsızlık (institutional independence), merkez bankasının üst düzey yöneticilerinin görev süreleri ile atanma ve çalışma kurallarının yasalarla ve siyasi baskıdan uzak bir şekilde belirlenmesidir. [Bölüm: Makro 12.4]

Kurumsal kalite (institutional quality); bir ülkedeki yönetim şekli, hukukun üstünlüğü, mülkiyet hakları, siyasi istikrar, bürokratik etkinlik, yolsuzlukların önlenmesi, yönetenlerin hesap verebilmesi gibi özellikleri topluca gösteren kavramsal ölçüttür. [Bölüm: Makro 14.4]

Kurumsal nüfus (institutional population); üniversite yurtları, yetiştirme yurtları, huzurevi, hastahane, hapishane, kışla gibi bir kurum ya da kuruluş çatısı altında yaşan nüfustur. [Bölüm: Makro 4.1]

 

L


Lerner endeksi (Lerner index) ya da kısaca L , bir ürünün fiyatı ile marjinal gideri arasındaki farkı fiyata bölerek hesaplanan piyasa gücü ölçüsüdür. [Bölüm: Mikro 13.2]

Likidite (liquidity) ya da akışkanlık, bir finansal varlığın eşdeğer nakit paraya ne kadar kolay ve çabuk çevrilebildiğini anlatan kavramsal ölçüttür. [Bölüm: Makro 5.2]

Likidite riski (liquidity risk), borç vermek ya da borç geri ödemek için gerekli nakit para ihtiyacını karşılayamama riskidir. [Bölüm: Makro 5.5]

Likidite tuzağı (liquidity trap), nominal faiz oranının inebileceği en düşük düzeye inmiş olması nedeniyle para arzını artırmanın toplam talebi etkileyememesi durumudur. [Bölüm: Makro 12.5]

Lira başına marjinal fayda (marginal utility per dollar), belli bir mal ya da hizmet için bir lira daha fazla harcama yapmanın getirdiği ek faydadır. [Bölüm: Mikro 5.5]

Lira başına marjinal ürün (marginal product per dollar), belli bir üretim faktörü için bir lira daha fazla harcama yapmanın getirdiği ek üründür. [Bölüm: Mikro 6.5, 12.9]

LM eğrisi (LM curve), ekonomide para piyasası dengedeyken toplam üretim ile faiz oranı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 10E]

Londra Bankalararası Faiz Oranı (London Interbank Offered Rate) ya da kısaca LIBOR, Londra para piyasasında bankaların günlük teminatsız borçlanmalar için birbirine ödediği faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Lorenz eğrisi (Lorenz curve), bir ülkedeki hanehalklarının nüfusa göre yüzde payları ile bu hanehalklarının gelirden aldığı yüzde pay arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 14.1]

M


Maaş (salary), çalışanlara haftalık ya da aylık olarak iş miktarına bakılmaksızın düzenli şekilde yapılan sabit ödemelerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

Makroekonomi (macroeconomics), ekonomideki karar alıcıları bütün olarak ele alan ve bunların toplu davranışlarını inceleyen ana ekonomi dalıdır. [Bölüm: Mikro '1.3; Makro 1.3]

Makroekonomi politikası (macroeconomic policy), devletin başta milli gelir ve enflasyon olmak üzere çeşitli makroekonomik büyüklükleri yönetmek amacıyla kullandığı kural ve uygulamalardır. [Bölüm: Makro 1.5]

Makroekonomik popülizm (macroeconomic populism), uzun dönemde ekonominin zarar görmesi pahasına kısa dönemde politikacıların halka şirin görünmek amacıyla sürdürülebilir olmayan genişletici maliye politikaları izlemesdir.i [Bölüm: Makro 11.5]

Maktu vergi (specific tax), vergiye konu olan ekonomik unsurun birimi üzerinden sabit olarak alınan vergidir. [Bölüm: Mikro 4.6]

Mal para (commodity money), somut bir kullanım değerine sahip mal biçimindeki genel ödeme araçlarıdır. [Bölüm: Makro 5.1]

Mali yıl (fiscal year); kamu bütçesinin uygulanma dönemi olup, Türkiye'de 1 Ocak tarihinde başlayıp 31 Aralık tarihinde son bulur. [Bölüm: Makro 11.6]

Maliye politikası (fiscal policy), devletin harcama ve vergilendirme gücünü kullanarak makroekonomiyi etkilediği politikalardır. [Bölüm: Makro 1.5, 10E, 11.1]

Maliyet itişli enflasyon (cost push inflation), ekonomi genelinde üretim faktörü ya da hammadde fiyatlarının artması sonucunda oluşan enflasyondur. [Bölüm: Makro 13.1]

Maliyet-fayda çözümlemesi (cost-benefit analysis), farklı tercihlerin getireceği olumlu ve olumsuz sonuçları matematiksel olarak inceleyen karar verme yöntemidir. [Bölüm: Mikro 13.3]

Marjinal değer (marginal value) ya da kısaca MV , bir birim daha fazla ürünün satın almanın monopsonist alıcıya getirdiği ek yarardır. [Bölüm: Mikro 9.7]

Marjinal dönüşüm oranı (marginal rate of transformation) ya da kısaca MRT , belli bir üründen bir birim daha fazla üretmek için gerekli kaynakların diğer bir ürün cinsinden fırsat maliyetidir. [Bölüm: Mikro '1.2; Makro 1.2]

Marjinal fayda (marginal utility) ya da kısaca MU , tüketicinin belli bir dönemde tükettiği bir birim daha fazla ürünün getirdiği ek faydadır. [Bölüm: Mikro 5.1]

Marjinal gelir (marginal revenue) ya da kısaca MR , bir birim daha fazla satış yapmanın getirdiği ek gelirdir. [Bölüm: Mikro 7.4]

Marjinal gider (marginal cost) ya da kısaca MC , bir birim daha fazla üretim yapmak için katlanılan ek giderdir. [Bölüm: Mikro 7.2, 8.2]

Marjinal harcama (marginal expenditure) ya da kısaca ME , bir birim daha fazla ürün satın almak için yapılan ek harcamadır. [Bölüm: Mikro 9.7]

Marjinal ikame oranı (marginal rate of substitution) ya da kısaca MRS , toplam fayda değişmeyecek şekilde bir üründen daha çok tüketmek için diğerinden vazgeçilecek miktardır. [Bölüm: Mikro 5.3]

Marjinal ithalat eğilimi (marginal propensity to import) ya da kısaca MPM , bir ekonomide toplam gelirdeki birim artışın toplam ithalatı ne kadar değiştireceğini gösteren katsayıdır. [Bölüm: Makro 9.2]

Marjinal özel fayda (marginal private benefit) ya da kısaca MPB , bir birim daha fazla ürünün tüketiciye sağladığı ek faydadır. [Bölüm: Mikro 13.3]

Marjinal özel maliyet (marginal private cost) ya da kısaca MPC , bir birim daha fazla üretim yapmak için üreticinin katlandığı ek maliyettir. [Bölüm: Mikro 13.3]

Marjinal sosyal fayda (social benefit) ya da kısaca MSB , bir birim daha fazla ürünün tüketiciyle birlikte tüm topluma sağladığı ek faydadır. [Bölüm: Mikro 13.3]

Marjinal sosyal maliyet (marginal social cost) ya da kısaca MSC , bir birim daha fazla üretim yapmak için üreticiyle birlikte tüm toplumun katlandığı ek maliyettir. [Bölüm: Mikro 13.3]

Marjinal tasarruf eğilimi (marginal propensity to save) ya da kısaca MPS , bir ekonomide toplam gelirdeki birim değişikliğin toplam tasarrufları ne kadar değiştireceğini gösteren katsayıdır. [Bölüm: Makro 8.3]

Marjinal teknik ikame oranı (marginal rate of technical substitution) ya da kısaca MRTS , toplam ürün değişmeyecek şekilde bir girdiyi daha fazla kullanmak için diğerinden vazgeçilecek miktardır. [Bölüm: Mikro 6.3]

Marjinal tüketim eğilimi (marginal propensity to consume) ya da kısaca MPC , bir ekonomide toplam gelirdeki birim değişikliğin toplam tüketimi ne kadar değiştireceğini gösteren katsayıdır. [Bölüm: Makro 8.2]

Marjinal ürün (marginal product) ya da kısaca MP , belli bir üretim fakörünü bir birim daha fazla kullanmanın getirdiği ek üründür. [Bölüm: Mikro 6.2, 12.2]

Marjinal ürün geliri (marginal revenue product) ya da kısaca MRP , belli bir üretim faktörünü bir birim daha fazla kullanmanın getirdiği ek gelirdir. [Bölüm: Mikro 12.2]

Menkul kıymet (security), büyük şirket ve kurumlar tarafından çıkartılan ve parasal değer taşıyıp yatırım amacıyla alınıp satılabilen finansal araçların genel adıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Menü maliyeti (menu cost), ürünlerin nominal fiyatlarını değiştirmek için firmaların katlandığı maliyetlerdir. [Bölüm: Makro 3.5]

Merkantilizm (mercantilism), zenginliğin sahip olunan değerli maden miktarıyla belirlendiğini ve ticari ilişkilerin temelde sıfır toplamlı oyun olduğunu savunan düşünce akımıdır. [Bölüm: Mikro '1.3; Makro 15.1]

Merkez bankası (central bank), bir ya da birden fazla ülkenin parasal sistemini yönetme görevini üstlenen kuruluştur. [Bölüm: Makro 5.3]

Merkezi planlamalı ekonomi (centrally planned economy), bir ülkede neyin nasıl ve kimin için üretileceğine devletin karar verdiği ekonomik sistemdir. [Bölüm: Makro 1.4]

Merkezi Yönetim Bütçesi (Central Government Budget); Genel Bütçe, Özel Bütçe, ve Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Bütçesi şeklinde üç bölümden oluşan ana bütçe başlığıdır. [Bölüm: Makro 11.6]

Mevduat (deposit), belli bir süre için ya da istendiğinde geri almak koşuluyla banka hesabında tutulan paradır. [Bölüm: Makro 5.1]

Mevduat bankası (deposit bank), faiz karşılığında mevduat toplayıp kredi kullandıran ve çeşitli finansal hizmetler sunan kurumlardır. [Bölüm: Makro 5.5]

Mevduat oranı (deposit rate), bankaların topladıkları mevduatlar karşılığında verdikleri faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Mikroekonomi (microeconomics), ekonomideki karar alıcıları tekil olarak ele alan ve bunların davranışlarını inceleyen ana ekonomi dalıdır. [Bölüm: Mikro '1.3; Makro 1.3]

Mikrofinans (microfinance), geleneksel finansal sisteme erişim zorluğu çeken kişilere sağlanan küçük ölçekli bankacılık ve sigorta hizmetleridir. [Bölüm: Mikro 14.4]

Mikrokredi (microcredit), düşük gelirli kişiler ve özellikle de kadınların kendilerini geçindirecek bir üretim faaliyetinde bulunmaları için verilen kredilerdir. [Bölüm: Mikro 14.4]

Miktar kısıtlaması (quantity restriction), devletin bir ürün için arz miktarını belirleyerek uyguladığı piyasa müdahalesidir. [Bölüm: Mikro 4.5]

Milli gelir hesaplaması (national income accounting) ekonomideki toplam üretim ve toplam geliri izlemek için kullanılan gayri safi yurtiçi hasıla, gayri safi milli hasıla, net milli hasıla, kişisel gelir, harcanabilir kişisel gelir gibi yöntemlerin genel adıdır. [Bölüm: Makro 2.1]

Milli gelir hesaplamasının temel denkliği (fundamental identity of national income accounting), bir ülkedeki toplam üretimin piyasa değeri ile bu ürünleri satın almak için yapılan toplam harcama ve satışlardan doğan toplam gelirin birbirine eşit olması olgusudur. [Bölüm: Makro 2.4]

Model (model), bir ekonomik olgu ya da davranışı belli ölçüde basitleştirerek anlatmaya ve tahmin etmeye yarayan matematiksel tanım ve ilişkiler bütünüdür. [Bölüm: Mikro '1.2; Makro 1.2]

Modern miktar kuramı (modern quantity theory), paranın dolaşım hızının istikrarlı olduğu varsayımı altında para arzı ile genel fiyat düzeyi arasında aynı yönlü ve orantısal bir ilişki olduğunu savunan kuramdır. [Bölüm: Makro 15.4]

Monopson (monopsony), çok sayıda satıcının sağladığı bir ürünün tek bir alıcı tarafından talep edildiği, piyasaya giriş önünde engellerin olduğu ve alıcının fiyat belirleme gücünün bulunduğu piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 9.7]

Muhasebe kârı (accounting profit), yalnızca açık giderleri dikkate alan kâr hesaplamasıdır. [Bölüm: Mikro 6.1]

Mutlak yoksulluk (absolute poverty); en temel gıda, temizlik, sağlık ve eğitim hizmetlerini karşılayabilecek kadar gelire sahip olmama durumudur. [Bölüm: Mikro 14.3]

Mutlak yoksulluk oranı (absolute poverty rate), bir ülkede yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfusun toplam nüfusa oranıdır. [Bölüm: Mikro 14.3]

Mübadele denklemi (equation of exchange), para arzı ile paranın dolaşım hızı çarpımının nominal GSYH'ye eşit olduğunu söyleyen temel eşitliktir. [Bölüm: Makro 15.2]

 

N


NAIRU ya da enflasyonun artmadığı işsizlik oranı (nonaccelarating inflation rate of unemployment), ülkedeki emek piyasasını uzun dönem dengesinde tutan ve bu yüzden enflasyonda artışa yol açmayan işsizlik oranıdır. [Bölüm: Makro 13.3]

Nash dengesi (Nash equilibrium), oyun kuramında her bir oyuncunun diğer oyuncuların stratejisine bağlı olarak kendi en iyi stratejisini seçmesi sonucunda gelinen durumdur. [Bölüm: Mikro 11.4]

Negatif dışsallık (negative externality), bir ekonomik faaliyetin o faaliyete taraf olmayan kişiler üzerinde yaptığı olumsuz etkidir. [Bölüm: Mikro 13.3]

Net faktör geliri (net factor income), yerli üretim faktörlerinin yurtdışında elde ettiği gelirler ile yabancı üretim faktörlerinin yurtiçinde elde ettiği gelirler arasındaki farktır. [Bölüm: Makro 2.5]

Net ihracat (net exports) ya da kısaca NX, yurtiçindeki ekonomik birimlerin dış dünyaya ihraç ettiği ürünler ile dış dünyadan ithal ettiği ürünler arasındaki farkı gösteren ana harcama başlığıdır. [Bölüm: Makro 2.4]

Net milli hasıla (net national product) ya da kısaca NMH (NNP), GSMH'den amortismanların çıkarılmasıyla bulunan milli gelir hesaplamasıdır. [Bölüm: Makro 2.5]

Net vergiler (net taxes), hanehalkları ve firmaların devlete ödediği vergiler ile devletin hanehalkları ve firmalara yaptığı transfer ödemeleri arasındaki farktır. [Bölüm: Makro 8.2, 11.1]

Nicel genişleme (quantitative easing), merkez bankasının kısa vadeli devlet iç borçlanma senetleri yanında uzun vadeli tahvil ve finansal varlıklar da satın aldığı bir genişletici para politikası şeklidir. [Bölüm: Makro 12.5]

Nihai mal (final good), son kullanıcısı tarafından satın alınan ürünlerdir. [Bölüm: Mikro '12.1; Makro 2.2]

Nokta esnekliği (point elasticity), bir eğri ya da doğru üzerinde tek bir noktadaki esnekliği bulmaya yarayan esneklik hesaplama yöntemidir. [Bölüm: Mikro 3.7]

Nominal döviz kuru (nominal exchange rate) ya da kısaca E , bir para biriminin başka bir para birimi cinsinden göreceli değeridir. [Bölüm: Makro 7.1]

Nominal efektif döviz kuru (nominal effective exchange rate), bir ülke parasının o ülkenin dış ticaretinde önemli payı olan ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre ağırlıklı ortalama değeridir. [Bölüm: Makro 7.1]

Nominal faiz oranı (nominal interest rate) ya da kısaca i , enflasyondan kaynaklanan fiyat değişiklikleri için düzeltme yapmaksızın borçluların alacaklılara ödediği yüzdedir. [Bölüm: Makro 6.1]

Nominal GSYH (nominal GDP) ya da cari fiyatlarla GSYH (GDP in current prices), belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin değerini aynı dönemin fiyatlarıyla ölçen milli gelir yöntemidir. [Bölüm: Makro 2.3]

Nominal katılık (nominal rigidity); çeşitli sözleşmeler, yasal düzenlemeler ya da diğer maliyetler nedeniyle kısa dönemde görülen yapışkan ücret ve fiyatlar olgusudur. [Bölüm: Makro 10.4]

Normal mal (normal good), ortalama gelir düzeyi arttığı zaman piyasada talebi artan ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 2.3, 5.6]

Normatif çözümleme (normative analysis), ekonomik davranış ve sistemleri öznel bir bakış açısı ile ele alıp bunların sonuçlarına odaklanan ve değer yargıları içeren çözümleme yaklaşımıdır. [Bölüm: Mikro '1.2; Makro 1.2]

O


Okun Yasası (Okun's Law), işsizlik oranındaki her yüzde 1'lik artış sonucunda reel GSYH'nin yaklaşık yüzde 2 düşeceğini söyleyen gözlemdir. [Bölüm: Makro 4.3]

Oligopol (oligopoly), büyük pazar payına sahip firmaların bulunduğu ve bu firmaların fiyat-çıktı kararlarında karşılıklı bağımlı olarak hareket ettiği piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 11.1]

Operasyonel hedef (operational target), merkez bankasının para politikası araçlarını kullanarak doğrudan belirleyebildiği kısa dönemli hedeflerdir. [Bölüm: Makro 12.1]

Ordinal fayda (ordinal utility); tüketicilerin mal ve hizmetlerden elde ettiği faydanın sayısal olarak değil, karşılaştırma ve sıralama yoluyla ölçülebileceğini öne süren düşüncedir. [Bölüm: Mikro 5.1]

Orta nokta fomülü (midpoint formula), ekonomide ortalama yüzde değişimi bulmak için net değişimi ortalama değişime bölen esneklik hesaplamasıdır. [Bölüm: Mikro 3.1]

Ortak mal (common resource), tüketimde dışlanabilir olmayan ama rakiplik yaratan mallardır. [Bölüm: Mikro 13.5]

Ortak malların trajedisi (tragedy of commons), toplumda herkesin paylaştığı ortak kaynakların kişisel çıkar ve açgözlülük sonucunda yok olması ya da zarar görmesini anlatan ekonomi kavramıdır. [Bölüm: Mikro 13.5]

Ortalama değişken gider (average variable cost) ya da kısaca AVC , birim ürün başına katlanılan değişken giderdir. [Bölüm: Mikro 7.2]

Ortalama harcama (average expenditure), ya da kısaca AE , birim ürün başına yapılan harcamadır. [Bölüm: Mikro 9.7]

Ortalama sabit gider (average fixed cost) ya da kısaca AFC , birim ürün başına katlanılan sabit giderdir. [Bölüm: Mikro 7.2]

Ortalama toplam gider (average total cost) ya da kısaca ATC , birim ürün başına katlanılan toplam giderdir. [Bölüm: Mikro 7.2]

Otomatik istikrarlandırıcı (automatic stabilizer), iş çevrimleriyle birlikte kendiliğinden devreye giren ve ekonomideki dalgalanmaları azaltıcı etki sağlayan kamu bütçesi unsurlarıdır. [Bölüm: Makro 11.3]

Otonom harcama (autonomous expenditure), gelir düzeyine bağlı olarak değişmeyen harcamalardır. [Bölüm: Makro 8.7]

Otonom para talebi (autonomous money demand) ya da kısaca MDA ; para talebinin faiz oranı, gelir ya da genel fiyat düzeyine bağlı olmayan sabit bölümüdür. [Bölüm: Makro 10E]

Otonom tüketim (autonomous consumption) ya da kısaca a , özel tüketim harcamalarının gelire bağlı olmayan sabit bölümüdür. [Bölüm: Makro 8.2, 10E]

Otonom yatırım (autonomous investment) ya da kısaca IA , planlı yatırımların gelir ya da faiz oranından bağımsız sabit bölümüdür. [Bölüm: Makro 10E]

Oyun kuramı (game theory), kendi çıkarı doğrultusunda hareket eden ekonomik birimlerin karşılıklı rekabet ya da işbirliği içinde nasıl davranacağını açıklayan ilkeler bütünüdür. [Bölüm: Mikro 11.4]

Oyuncu (player), oyun kuramında davranışları açıklanmak istenen ekonomik birimlerdir. [Bölüm: Mikro 11.4]

Ö


Ödenti (payoff), oyun kuramında bir oyuncunun izlediği strateji sonunda elde ettiği kâr ya da zarardır. [Bölüm: Mikro 11.4]

Ödenti matrisi (payoff matrix), birden fazla oyuncunun izleyebileceği farklı stratejiler sonucunda elde edilecek farklı ödentileri gösteren çizelgedir. [Bölüm: Mikro 11.4]

Ölçeğe göre artan getiri (increasing returns to scale), tüm üretim faktörleri belli bir oranda artırıldığı zaman toplam ürünün daha yüksek oranda artmasıdır. [Bölüm: Mikro 7.3, 9.2]

Ölçeğe göre azalan getiri (decreasing returns to scale), tüm üretim faktörleri belli bir oranda artırıldığı zaman toplam ürünün daha düşük oranda artmasıdır. [Bölüm: Mikro 7.3]

Ölçeğe göre sabit getiri (constant returns to scale), tüm üretim faktörleri belli bir oranda artırıldığı zaman toplam ürünün de aynı oranda artmasıdır. [Bölüm: Mikro '7.3; Makro 14.3]

Ölçek ekonomisi (economies of scale), tüm üretim faktörleri aynı oranda değiştirildiği zaman toplam ürünün nasıl etkilendiğini anlatan kavramdır. [Bölüm: Mikro 7.3]

Öncü gösterge (leading indicator), milli gelir ve enflasyon gibi temel makroekonomik büyüklüklerdeki değişikliklerin öncesinde gelişen ölçülebilir etmenlerdir. [Bölüm: Makro 11.5]

Önlem güdüsü (precautionary motive), gelecekte ortaya çıkabilecek acil durumlara hazırlıklı olma düşüncesinden kaynaklanan para talebidir. [Bölüm: Makro 6.3]

Örtük enflasyon hedeflemesi (implicit inflation targeting), merkez bankasının hedeflediği enflasyonu sağlamak için para politikası araçlarını nasıl kullanacağının açık olmadığı para politikası rejimidir. [Bölüm: Makro 12.3]

Örtük gider (implicit cost), ekonomik faaliyet sırasında doğrudan katlanılmayan ve belli bir ödeme içermeyen giderlerdir. [Bölüm: Mikro 6.1]

Örtük işbirliği (tacit collusion), firma ya da devletlerin gizlice anlaşıp birbirine çıkar sağlayacak şekilde eşgüdümlü hareket etmesidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

Özel Bütçe (Special Budget); bir bakanlığa bağlı olarak ya da belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan Yükseköğretim Kurulu, Türk Dil Kurumu, üniversiteler, TÜBİTAK gibi kurumların bütçesidir. [Bölüm: Makro 11.6]

Özel kapsamlı TÜFE (specific coverage CPI), ürün sepeti olarak TÜFE'de yer alan ve enflasyonun geleceğine ilişkin tahmin gücü yüksek olan ürün gruplarını temel alan fiyat endeksidir. [Bölüm: Makro 3.3]

Özel kesim tahvili oranı (corporate bond rate), özel banka ve şirketler tarafından çıkarılan senetlerin faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Özel mal (private good), tüketimde dışlanabilir olan ve rakiplik yaratan mallardır. [Bölüm: Mikro 13.5]

Özel tüketim harcamaları (private consumption expenditures) ya da kısaca C, yurtiçindeki ekonomik birimlerin tüketim amaçlı mal ve hizmet alımlarını kapsayan ana harcama başlığıdır. [Bölüm: Makro 2.4]

Özkaynak (owners' equity), tüzel kişiliği olan bir kurumun kendisine ait para, bina, taşıt ve ofis araçları gibi her türlü kaynaklardır. [Bölüm: Makro 5.5]

 

P


Para (money), mal ve hizmetler karşılığında ödeme olarak genel kabul gören her türlü nesnedir. [Bölüm: Makro 5.1]

Para arz eğrisi (money supply curve), diğer değişkenler sabitken nominal faiz oranı ile ekonomideki para miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 6.5]

Para arzı (money supply) ya da kısaca MS , belli bir dönemde merkez bankası ve ticari bankalar ile banka dışı kesimin birlikte oluşturduğu para şeklindeki toplam servet miktarıdır. [Bölüm: Makro 5.2, 6.5]

Para benzeri (near money), işlem amaçlı para için yakın ikame olan finansal varlıklardır. [Bölüm: Makro 5.2]

Para çarpanı (money multiplier), ya da kısaca θ (teta okunur), bankacılık sistemindeki bir birim rezervden kaç birim para yaratılacağını gösteren katsayıdır. [Bölüm: Makro 5.6]

Para piyasası (money market), hazine tahvili ve reeskont kredisi gibi kısa vadeli menkul kıymetlerin alınıp satıldığı ve bu süreçte faiz oranlarının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır. [Bölüm: Makro 6.7]

Para piyasası dengesi (money market equilibrium), belli bir dönemde piyasada talep edilen para miktarı ile arz edilen para miktarının birbirine eşit olduğu durumdur. [Bölüm: Makro 6.7]

Para piyasası fonu (money market fund), kısa vadeli menkul değerler içeren ve sahiplerine üzerine çek yazma izni veren yatırım fonlarıdır. [Bölüm: Makro 5.2]

Para politikası (monetary policy), devletin para arzı ve faiz oranlarını kontrol etme gücünü kullanarak makroekonomiyi etkilediği politikalardır. [Bölüm: Makro 1.5, 10E, 12.1]

Para talebi (demand for money), ya da kısaca MD , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin faiz oranına bağlı olarak para şeklinde tutmak istediği toplam servet miktarıdır. [Bölüm: Makro 6.3]

Para talep eğrisi (money demand curve), diğer değişkenler sabitken nominal faiz oranı ile ekonomik birimlerin elde tutmak istediği para miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 6.3]

Para taşıma ticareti (currency carry trade) ya da kısaca taşıma ticareti (carry trade), düşük faiz getiren bir para birimi ile borçlanıp yüksek faiz getiren bir para birimine yatırım yaparak kazanç elde etme işlemidir. [Bölüm: Makro 12.5]

Paranın dolaşım hızı (velocity of money), ya da kısaca V , belli bir dönemde ekonomide paranın ortalama kaç kez el değiştirdiğini gösteren katsayıdır. [Bölüm: Makro 15.2]

Paranın miktar kuramı (quantity theory of money), para arzı ile genel fiyat düzeyi arasında aynı yönlü ve orantısal bir ilişki olduğunu savunan makroekonomi kuramıdır. [Bölüm: Makro 15.2]

Paranın yansızlığı (neutrality of money), ekonomide para arzının yalnızca nominal büyüklükleri belirlediğini ve reel değerleri etkilemeyeceğini savunan düşüncedir. [Bölüm: Makro 12.5, 15.2]

Parasal büyüme oranı kuralı (monetary growth rate rule), merkez bankasının para arzını reel GSYH'nin büyüme hızıyla orantılı şekilde artırmasını öneren para politikası ilkesidir. [Bölüm: Makro 15.4]

Parasal gelir (money income), yalnızca para şeklindeki ödemelerden oluşan gelirdir. [Bölüm: Mikro 14.1]

Parasal hedefleme (monetary targeting), merkez bankasının para arzı ve banka rezervleri gibi parasal büyüklükler için belli bir artış hızı hedeflediği para politikası rejimidir. [Bölüm: Makro 12.3]

Parasalcı ekonomi kuramı (monetarist economic theory), kısa dönemde reel gelirde görülen değişikliklerin para arzına bağlı talep şoklarından kaynaklandığını öne süren ve devletin kurala bağlı para politikası ile ekonomiye müdahale etmesini savunan düşünce okuludur. [Bölüm: Makro 15.4]

Patent (patent), bir kişi ya da firmanın geliştirdiği ürün ve yöntemler üzerinde belli bir süre için sahip olduğu yasal ayrıcalıklardır. [Bölüm: Mikro 9.2]

Pazar payı (market share), bir satıcıya ait satış miktarının piyasadaki toplam satış miktarına oranıdır. [Bölüm: Mikro 8.1, 11.2]

Pazar ya da piyasa (market), alıcı ve satıcıların bir araya geldiği ve bu süreçte ürün fiyatlarının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır. [Bölüm: Mikro 1.5]

Phillips eğrisi (Phillips curve), diğer her şey sabitken işsizlik ve enflasyon oranları arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 13.2]

Pigou etkisi (Pigou effect), İngiliz ekonomist Arthur Cecil Pigou tarafından öne sürülen ve genel fiyat düzeyi azaldığı zaman servetin değerlenmesi nedeniyle toplam talebin artacağını gösteren ilişkidir. [Bölüm: Makro 10.2]

Pigou vergisi (Pigouvian tax), negatif dışsallık yaratan ekonomik faaliyetlere getirilen vergidir. [Bölüm: Mikro 13.4]

Piyasa aksaklığı (market failure), serbest piyasanın üretimde ve dağıtımda etkinliği sağlayamayıp toplumsal refah kaybına yol açması durumudur. [Bölüm: Mikro 4.4, 13.1]

Piyasa arzı (market supply) ya da kısaca S , belli bir dönemde piyasadaki tüm satıcıların farklı fiyatlara bağlı olarak satmak istediği ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 2.4]

Piyasa değeri (market value), mal ve hizmetlerin serbest piyasada arz ve talep tarafından birlikte belirlenen bedelidir. [Bölüm: Makro 2.2]

Piyasa dengesi (market equilibrium), belli bir dönemde piyasada talep edilen ürün miktarıyla arz edilen ürün miktarının birbirine eşit olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 2.6]

Piyasa gücü (market power); bir kişi, firma ya da kurumun arz ya da talep miktarını değiştirerek bir ürünün piyasa fiyatını ne derece etkileyebildiğini anlatan ölçüttür. [Bölüm: Mikro 10.1, 11.2, 13.2]

Piyasa takas fiyatı (market-clearing price) ya da takas fiyatı (clearing price), piyasa dengedeyken alışverişlerin gerçekleştiği fiyattır. [Bölüm: Mikro 2.6]

Piyasa talebi (market demand) ya da kısaca D , belli bir dönemde piyasadaki tüm alıcıların farklı fiyatlara bağlı olarak satın almak istediği ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 2.2]

Piyasa ürün sepeti (market basket of goods) ya da ürün sepeti (basket of goods), belli bir ekonomiyi ya da piyasanın genelini temsil ettiği düşünülen sabit ürün listesidir. [Bölüm: Makro 3.2]

Piyasa ya da pazar (market), alıcı ve satıcıların bir araya geldiği ve bu süreçte ürün fiyatlarının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır. [Bölüm: Mikro 1.5]

Piyasa yapısı (market structure), piyasadaki alıcı ve satıcıların sayı ve büyüklük dağılımı sonucunda ortaya çıkan ekonomik etkileşimin özelliklerini anlatan kavramdır. [Bölüm: Mikro 1.5, 8.1, 12.1]

Piyasa yoğunlaşması (market concentration), firmaların pazar payları dağılımına bakarak bir piyasanın ne kadar rekabetçi olduğunu anlatan kavramsal ölçüttür. [Bölüm: Mikro 11.2]

Piyasaya giriş engeli (market barrier to entry) ya da giriş engeli (barrier to entry), belli bir piyasada satış ya da alış yapmayı zorlaştıran doğal ya da yapay kısıtlardır. [Bölüm: Mikro 9.1]

Planlı toplam harcama (planned aggregate expenditure) ya da kısaca AE , belli bir dönemde bir ülkedeki üretim faktörleri kullanılarak üretilen nihai mal ve hizmetler içinde alımı yapılmak istenenlerin piyasa değeridir. [Bölüm: Makro 8.4, 9.3]

Politika etkisizliği önermesi (policy ineffectiveness proposition), akılcı beklentiler altında devletin para politikası kullanarak üretim ve istihdam üzerinde sürekli bir etki yaratamayacağını savunan düşüncedir. [Bölüm: Makro 15.5]

Politika faiz oranı (policy interest rate), merkez bankasının politika hedefleri doğrultusunda etkin şekilde yönettiği faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 12.1]

Politika karışımı (policy mix), devletin makroekonomiyi etkilemek için maliye ve para politikalarını birlikte kullanmasıdır. [Bölüm: Makro 12.5]

Potansiyel GSYH (potential GDP); doğal, demografik ve kurumsal kısıtlara bağlı olarak uzun dönemde sürdürülebilir olan en yüksek GSYH'dir. [Bölüm: Makro 4.3, 10.7, 14.1]

Pozitif çözümleme (positive analysis), ekonomik davranış ve sistemleri nesnel bir bakış açısı ile ele alıp yargılamadan yalnızca açıklamaya çalışan çözümleme yaklaşımıdır. [Bölüm: Mikro '1.2; Makro 1.2]

Pozitif dışsallık (positive externality), bir ekonomik faaliyetin o faaliyete taraf olmayan kişiler üzerinde yaptığı olumlu etkidir. [Bölüm: Mikro 13.3]

R


Rant kollama (rent seeking), ekonomik birimlerin devleti etkileyerek kendilerine çıkar sağlayıp başkalarına zarar getirecek kararlar alınmasına çalışmasıdır. [Bölüm: Mikro 9.5]

Rant ya da kira (rent), başkasına ait toprak ya da doğal kaynakları kullanma karşılığında ödenen ve önceden belirlenmiş bedeldir. [Bölüm: Makro 2.4]

Reel döviz kuru (real exchange rate) ya da kısaca RER , iki ülke arasındaki genel fiyat düzeyi farkı dikkate alınarak hesaplanan döviz kurudur. [Bölüm: Makro 7.1]

Reel efektif döviz kuru (real effective exchange rate), ülkeler arası göreceli fiyat değişiklikleri dikkate alınarak hesaplanan efektif döviz kurudur. [Bölüm: Makro 7.1]

Reel faiz oranı (real interest rate) ya da kısaca r , ödenecek faizin gerçek alım gücü olarak bedelini gösteren yüzdedir. [Bölüm: Makro 6.1]

Reel GSYH (real GDP) ya da sabit fiyatlarla GSYH (GDP in fixed prices), belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin değerini geçmiş bir taban yılın fiyatlarıyla ölçen milli gelir yöntemidir. [Bölüm: Makro 2.3]

Reel iş çevrimi kuramı (real business cycle theory), kısa dönemde reel gelirde görülen değişikliklerin arz şoklarından kaynaklandığını öne süren ve devletin arz yönlü politikalar ile ekonomiye müdahale etmesini savunan düşünce okuludur. [Bölüm: Makro 15.7]

Reeskont kredisi (discount credit), ticari bankaların ellerindeki senetler karşılığında merkez bankasından aldığı kredilerdir. [Bölüm: Makro 6.2, 12.2]

Reeskont oranı (discount rate), merkez bankasının reeskont işlemi için uyguladığı faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2, 12.2]

Repo (repurchase agreement), kısa dönemli bir finansal varlığın bir süre sonra geri alınmak üzere satılması işlemidir. [Bölüm: Makro 5.2]

Resesyon (recession), üç aylık dönemlerde toplam üretimin art arda iki kez düşmesi ile başladığı kabul edilen uzun süreli ekonomik daralmadır. [Bölüm: Makro 2.1]

Rezerv (reserve), bankaların kasalarındaki nakit para ile merkez bankasındaki hesaplarının toplamıdır. [Bölüm: Makro 5.5]

S


Sabit faktör (fixed factor) ya da sabit girdi (fixed input), belli bir dönemde miktarı değiştirilemeyen üretim faktörleridir. [Bölüm: Mikro 7.1]

Sabit fiyatlarla GSYH (GDP in fixed prices) ya da reel GSYH (real GDP), belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerin değerini geçmiş bir taban yılın fiyatlarıyla ölçen milli gelir yöntemidir. [Bölüm: Makro 2.3]

Sabit gider (fixed cost), kısa dönemde üretim miktarına bağlı olmayan kira ve sigorta masrafı gibi giderlerdir. [Bölüm: Mikro 7.1]

Sabit gider endüstrisi (constant cost industry), piyasa büyüdükçe firmaların ortalama toplam giderinin değişmediği endüstridir. [Bölüm: Mikro 8.6]

Sabit girdi (fixed input) ya da sabit faktör (fixed factor), belli bir dönemde miktarı değiştirilemeyen üretim faktörleridir. [Bölüm: Mikro 7.1]

Sabit kur rejimi (fixed exchange rate regime), nominal döviz kurlarının devlet tarafından belirlediği ve merkez bankasının kuru sabit düzeyde tutabilmek için piyasaya müdahalede bulunduğu döviz kuru rejimidir. [Bölüm: Makro 7.9]

Sabit sermaye tüketimi (consumption on fixed capital) ya da amortisman (depreciation), fiziksel sermayenin yıpranma ya da eskime payıdır. [Bölüm: Makro 2.4]

Saf oligopol (pure oligoply), tektip olan bir ürünün alınıp satıldığı oligopol piyasasıdır. [Bölüm: Mikro 11.1]

Sanayi kümelenmesi (industrial clustering), benzer altyapı ve üretim faktörleri kullanan birbiriyle ilişkili firmaların belli bir coğrafi bölgede toplanarak daha etkin çalışmasıdır. [Bölüm: Mikro 13.3]

Satın alma gücü paritesi (purchasing power parity) ya da kısaca ppp , ülkeler arası genel fiyat düzeyi farkını ortadan kaldırarak para birimlerinin satın alma gücünü eşit yapan değişim oranıdır. [Bölüm: Makro 7.8]

Senyoraj (seigniorage), devletin ürettiği paranın değeri ile maliyeti arasındaki farktır. [Bölüm: Makro 5.2]

Serbest piyasa ekonomisi (free market economy), bir ülkede neyin nasıl ve kimin için üretileceğine piyasalarda alıcı ve satıcıların etkileşimi sonucunda karar verilen ekonomik sistemdir. [Bölüm: Makro 1.4]

Serbest rezerv (excess reserve), bir bankanın zorunlu rezerv miktarına ek olarak tuttuğu rezervlerdir. [Bölüm: Makro 5.5]

Sermaye (capital) ya da kısaca K , insana ait ya da insan yapımı olan ve üretimde birden çok kez kullanılan soyut-somut her türlü girdiyi anlatan temel üretim faktörüdür. [Bölüm: Mikro 6.2, 12.1; Makro 2.4]

Sermaye arzı (supply of capital) ya da kısaca SK , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin faiz oranına bağlı olarak kiralamak istediği toplam sermaye miktarıdır. [Bölüm: Mikro 12.7]

Sermaye malı (capital good) ya da duran varlık (fixed asset); gelecekte gelir yaratmak için üretilen makine, fabrika, araç, bina gibi dayanıklı mallardır. [Bölüm: Makro 2.4]

Sermaye piyasası (capital market), sermayenin alınıp satıldığı ve bu süreçte sermayenin kira oranının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır. [Bölüm: Mikro 12.7]

Sermaye piyasası dengesi (capital market equilibrium), belli bir dönemde piyasada talep edilen sermaye miktarıyla arz edilen sermaye miktarının birbirine eşit olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 12.7]

Sermaye talebi (demand for capital) ya da kısaca DK , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin faiz oranına bağlı olarak kiraya vermek istediği toplam sermaye miktarıdır. [Bölüm: Mikro 12.7]

Sermayenin kira oranı (rental rate of capital) ya da kısaca PK , üretimde bir birim sermaye kullanmak için ödenen bedeldir. [Bölüm: Mikro 6.4, 12.7; Makro 6.1]

Sermayenin marjinal ürün geliri (marginal revenue product of capital) ya da kısaca MRPK , sermaye miktarı bir birim artırıldığı zaman toplam gelir miktarında görülen değişikliktir. [Bölüm: Mikro 12.7]

Sermayenin marjinal ürünü (marginal product of capital) ya da kısaca MPK , sermaye miktarı bir birim artırıldığı zaman toplam ürün miktarında görülen değişikliktir. [Bölüm: Mikro 6.2]

Sermayenin ortalama ürünü (average product of capital) ya da kısaca APK , belli bir dönemde birim sermaye başına üretilen ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 6.2]

Sıfır toplamlı oyun (zero sum game), bir katılımcının elde ettiği kazancın diğer katılımcılara ait aynı büyüklükteki bir kayıpla dengelendiği durumdur. [Bölüm: Mikro '1.3; Makro 15.1]

Sınırlı bilgi (limited information) ya da eksik bilgi (imperfect information), ekonomik faaliyetin sonuçlarıyla ilgili tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmayan bilgiler toplamıdır. [Bölüm: Mikro 10.1, 13.6]

Sistem riski (systemic risk), olumsuz ekonomik gelişmeler nedeniyle finansal sistem genelinde ödeme aksaklıkları ortaya çıkması riskidir. [Bölüm: Makro 5.5]

Son çare borç sağlayıcı (lender of last resort), hiç kimsenin borç vermediği durumda bile borç vermeye hazır olan kurumdur. [Bölüm: Makro 5.5]

Sosyal güvenlik katkıları (social security contributions), emek gelirinin sosyal güvenlik kurumlarına ödenen bölümüdür. [Bölüm: Makro 2.5]

Sosyal Güvenlik Kurumları Bütçesi (Social Security Instutitions Budget), sosyal güvenlik hizmeti sunan Sosyal Güvenlik Kurumu ve Türkiye İş Kurumu gibi kamu idarelerinin bütçesidir. [Bölüm: Makro 11.6]

Spekülasyon güdüsü (speculative motive), finansal ya da finansal olmayan varlıkların gelecekte beklenen fiyat değişikliklerinden kazanç sağlama düşüncesinden kaynaklanan para talebidir. [Bölüm: Makro 6.3]

Stackelberg modeli (Stackelberg model), tektip ürün üreten iki özdeş firmadan birinin karşılıklı bağımlılığın farkında olarak ve diğerinin de farkında olmadan fiyat-çıktı seçimi yaptığı duopol modelidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

Stagflasyon (stagflation), aynı anda hem enflasyon hem de işsizlik oranının uzun süre yüksek olması durumudur. [Bölüm: Makro 13.1]

Stok (stock), gelecekte gelir yaratmak üzere satılmayı bekleyen hazır üretimlerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

Strateji (strategy), ekonomik birimlerin amaçlarına ulaşmak için yaptığı seçimlere denir. [Bölüm: Mikro 11.4]

Sübvansiyon (subsidy), devletin kamu yararı gözeterek yaptığı karşılıksız ödeme ya da vergi indirimleridir. [Bölüm: Makro 2.4]

Sürdürülebilir büyüme (sustainable growth), sınırlı doğal kaynakları ve çevresel etkileri dikkate alan bir eylem planı çerçevesinde gerçekçi olarak sağlanabilecek uzun dönem ekonomik büyümedir. [Bölüm: Makro 14.7]

Sürekli gelir (permanent income), cari dönemde elde edilen gelirden farklı olarak, ekonomik birimlerin yaşam boyu kazanacaklarını düşündükleri ortalama gelir beklentisidir. [Bölüm: Makro 15.4]

Sürekli Gelir Önsavı (Permanent Income Hypothesis), ekonomik birimlerin tüketimlerini cari dönemdeki gelirlerine göre değil, yaşam boyu kazanmayı bekledikleri ortalama gelire göre belirlediğini savunan düşüncedir. [Bölüm: Makro 8.2]

Sürtünmesel işsizlik (frictional unemployment) ya da iradi işsizlik, bireylerin emek piyasasına girip çıkmaları ve işler arasındaki geçici beklemelerinden kaynaklanan işsizlik türüdür. [Bölüm: Makro 4.2]

Sürünen kur (crawling peg), nominal döviz kurlarının seçilmiş bazı ekonomik göstergelere göre düzenli olarak ayarlandığı sabit kur rejimidir. [Bölüm: Makro 7.9]

Sweezy modeli (Sweezy model) ya da dirsekli talep eğrisi modeli (kinked demand curve model), bir firmanın malına olan talebin rakip firmaların fiyat değişikliği karşısında verdiği tepkiye bağlı olduğu oligopol modelidir. [Bölüm: Mikro 11.3]

 

T


Taban aşındırma maliyeti (shoe leather cost), enflasyonun etkilerinden kaçınmak amacıyla harcanan zaman ve çabanın fırsat maliyetidir. [Bölüm: Makro 3.5]

Taban fiyat (price floor), devlet tarafından bir mal ya da hizmet için belirlenen en düşük satış fiyatıdır. [Bölüm: Mikro 4.5]

Taban yıl (base year), birden fazla yılı kapsayan hesaplamalarda temel olarak alınan yıldır. [Bölüm: Makro 2.3, 3.2]

Tahvil (bond), vadesi bir yıl ya da üzeri olan ve çıkaran kurum tarafından vade sonunda belli bir geri ödeme sözü verilen menkul kıymetlerdir. [Bölüm: Makro 6.2]

Takas (barter), değer olarak birbirine denk mal ve hizmetlerin karşılıklı olarak alınıp verildiği ödeme sistemidir. [Bölüm: Makro 5.1]

Takas fiyatı (clearing price) ya da piyasa takas fiyatı (market-clearing price), piyasa dengedeyken alışverişlerin gerçekleştiği fiyattır. [Bölüm: Mikro 2.6]

Talebin çapraz fiyat esnekliği (cross price elasticity of demand) ya da çapraz fiyat esnekliği (cross price elasticity), kısaca εXP , bir ürünün fiyatındaki yüzde 1 artış sonucunda ilgili bir diğer ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.6]

Talebin fiyat esnekliği (price elasticity of demand) ya da fiyat esnekliği (price elasticity), kısaca εP , bir ürünün fiyatındaki yüzde 1 artış sonucunda o ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç azaldığını gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.3]

Talebin gelir esnekliği (income elasticity of demand) ya da gelir esnekliği (income elasticity), kısaca εY , tüketicilerin gelirindeki yüzde 1 artış sonucunda belli bir ürünün talep edilen miktarının yüzde kaç değiştiğini gösteren temel esneklik türüdür. [Bölüm: Mikro 3.6]

Talep (demand), belli bir dönemde piyasadaki tek bir alıcının farklı fiyatlara bağlı olarak satın almak istediği ürün miktarıdır. [Bölüm: Mikro 2.2]

Talep çekişli enflasyon (demand pull inflation), ekonomi genelinde toplam ürün talebinin artması sonucunda oluşan enflasyondur. [Bölüm: Makro 13.1]

Talep çizelgesi (demand schedule), belli bir dönemde bir ürünün farklı fiyat düzeylerinde ne miktarda talep edildiğini gösteren listedir. [Bölüm: Mikro 2.2]

Talep eğrisi (demand curve), diğer her şey sabitken bir malın fiyatı ile talep edilen miktarı arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 2.2, 4.2, 5.6]

Talep fazlası (excess demand) ya da kıtlık (shortage), piyasada talep edilen miktarın arz edilen miktardan fazla olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 2.6]

Talep şoku (demand shock), ekonomide toplam talebin genel fiyat düzeyi dışındaki bir etki nedeniyle değişmesidir. [Bölüm: Makro 10.3]

Talep yasası (law of demand), diğer her şey sabitken bir malın fiyatı arttıkça o malın talep edilen miktarının giderek azalacağını ya da aynı kalacağını söyleyen temel ekonomi kavramıdır. [Bölüm: Mikro 2.2]

Tam bilgi (perfect information), ekonomik faaliyetin sonuçlarıyla ilgili tüm belirsizlikleri ortadan kaldıran bilgiler toplamıdır. [Bölüm: Mikro 8.1, 13.6]

Tam esnek ilişki (perfectly elastic relationship), bir değişkendeki en küçük değişim karşısında diğer değişkenin sonsuz oranda tepki vermesidir. [Bölüm: Mikro 3.2]

Tam fiyat ayrımcılığı (perfect price discrimination) ya da birinci derece fiyat ayrımcılığı (first degree price discrimination), belli bir ürünün her bir alıcıya o ürün için ödemeye razı olduğu en yüksek fiyattan satılması uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 9.6]

Tam ikame (perfect substitute), her durumda birbiri yerine kullanılabilen ürün ya da girdilerdir. [Bölüm: Mikro 5.3, 6.3]

Tam istihdam (full employment), bir ekonomide çevrimsel işsizliğin olmadığı ve gözlenen işsizliğin doğal işsizliğe eşit sayıldığı durumdaki işsizlik oranıdır. [Bölüm: Makro 4.3, 10.7]

Tam istihdam bütçe dengesi (full employment budget balance) ya da yapısal bütçe dengesi (structural budget balance), ekonomi potansiyel GSYH düzeyindeyken ortaya çıkan bütçe açığıdır. [Bölüm: Makro 11.4]

Tam katı ilişki (perfectly inelastic relationship), bir değişkendeki sonsuz değişim karşısında diğer değişkenin hiç tepki vermemesidir. [Bölüm: Mikro 3.2]

Tam rekabet (perfect competition); tam bilgiye sahip sonsuz sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu, ürünün tektip olduğu ve piyasaya giriş engelinin olmadığı kuramsal piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 4.4, 8.1, 13.2; Makro 15.2]

Tam tamamlayıcı (perfect complement), her durumda birlikte kullanılan ürün ya da girdilerdir. [Bölüm: Mikro 5.3, 6.3]

Tamamlayıcı mal (complementary good), belli ölçüde birlikte kullanılan ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 2.3]

Tanıma gecikmesi (recognition lag), ekonomi genelinde olumsuz bir durum oluşması ile bu durumun ekonomistler tarafından anlaşılması arasında geçen süredir. [Bölüm: Makro 11.5, 12.5]

Tarife (tariff), devletin ithal mal ve hizmetlere uyguladığı vergilerdir. [Bölüm: Makro 7.8]

Tasarruf fonksiyonu (saving function), bir ekonomideki toplam gelir ile tasarruflar arasındaki sayısal ilişkiyi anlatan matematiksel araçtır. [Bölüm: Makro 8.3]

Taşıma ticareti (carry trade) ya da para taşıma ticareti (currency carry trade), düşük faiz getiren bir para birimi ile borçlanıp yüksek faiz getiren bir para birimine yatırım yaparak kazanç elde etme işlemidir. [Bölüm: Makro 12.5]

Tavan fiyat (price ceiling), devlet tarafından bir mal ya da hizmet için belirlenen en yüksek satış fiyatıdır. [Bölüm: Mikro 4.5]

Tefecilik (usury), ahlaksız ya da taciz edici şartlarla borç verilmesidir. [Bölüm: Makro 6.1]

Tek fiyat yasası (law of one price), taşıma maliyetleri ve ticaret engellerinin olmaması durumunda ürün fiyatlarının her ülkede aynı olacağını savunan düşüncedir. [Bölüm: Makro 7.8]

Tekel (monopoly); yakın ikamesi olmayan bir ürünün tek bir satıcı tarafından arz edildiği, piyasaya giriş önünde engellerin olduğu ve satıcının fiyat belirleme gücünün bulunduğu piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 9.1]

Tekelci (monopolist), yakın ikamesi bulunmayan bir ürünün tek satıcısı olan firmadır. [Bölüm: Mikro 9.1]

Tekelci rekabet (monopolistic competition); sınırlı bilgiye sahip çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu, ürün farklılaştırmasının yapıldığı ve piyasaya giriş engelinin olmadığı piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 10.1]

Tekelci sömürü (monopolist exploitation), eksik rekabet nedeniyle bir üretim faktörünün fiyatı ile marjinal ürün geliri arasında ortaya çıkan farktır. [Bölüm: Mikro 12E]

Teknolojik bilgi (technological knowledge), üretim sürecinde kaynakların ne şekilde kullanılacağına yönelik bilgi birikimidir. [Bölüm: Mikro '12.3; Makro 14.2]

Tektip ürün (homogenous product), farklı satıcılar tarafından arz edilmekle birlikte tüketici gözünde şekil ve nitelik yönünden farklılık algısı yaratmayan ürünlerdir. [Bölüm: Mikro 8.1]

Telif hakkı (copyright), bir kişinin yarattığı fikir ve sanat eserleri üzerinde belli bir süre için sahip olduğu yasal ayrıcalıklardır. [Bölüm: Mikro 9.2]

Temsili para (representative money), önemli bir somut kullanım değeri olmayan ancak istendiğinde belli miktarda değerli madene dönüştürülebilen genel ödeme araçlarıdır. [Bölüm: Makro 5.1]

Tepki fonksiyonu (reaction function), bir ekonomik birimin davranışının diğer ekonomik birime bağlı olarak nasıl değiştiğini gösteren matematiksel araçtır. [Bölüm: Mikro 11.3]

Tercihlerin bütünlüğü (completeness of preferences), tüketicinin farklı ürün paketlerini her zaman bir sıraya sokarak seçim yapabileceğini belirten temel karar verme ilkesidir. [Bölüm: Mikro 5.2]

Tercihlerin doymazlığı (non-satiation of goods), tüketicinin her zaman çok olanı az olana tercih edeceğini belirten temel karar verme ilkesidir. [Bölüm: Mikro 5.2]

Tercihlerin geçişliliği (transitivity of prefrences), tüketicinin tercihlerini akılcı ve tutarlı bir şekilde sıraladığını belirten temel karar verme ilkesidir. [Bölüm: Mikro 5.2]

Tercihlerin sürekliliği (continuity of preferences), tüketicinin tercihleri arasında atlama ya da kesinti olmadığını belirten temel karar verme ilkesidir. [Bölüm: Mikro 5.2]

Ters fiyat ayrımcılığı (reverse price discrimination) ya da dördüncü derece fiyat ayrımcılığı (fourth degree price discrimination), belli bir ürünün maliyeti farklı alıcılar için değişse de her bir alıcıya aynı fiyattan satılması uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 9.6]

Ters seçim (adverse selection), bir ekonomik faaliyetle ilgili daha az bilgiye sahip olan tarafın diğer tarafa göre daha yüksek olasılıkla hatalı seçim yapması durumudur. [Bölüm: Mikro 13.6]

Ticari bono oranı (commercial paper rate), vadesi en fazla 270 gün olan kısa vadeli özel kesim senetlerinin faiz oranıdır. [Bölüm: Makro 6.2]

Toplam arz (aggregate supply) ya da kısaca AS , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin genel fiyat düzeyine bağlı olarak üretmeyi istediği toplam mal ve hizmet miktarıdır. [Bölüm: Makro 10.4]

Toplam çıktı (total output) ya da toplam ürün (total product), kısaca TP , belli bir dönemde belli bir miktar üretim faktörü kullanarak üretilen mal ve hizmet miktarıdır. [Bölüm: Mikro 6.2]

Toplam değişken gider (total variable cost) ya da kısaca TVC , belli bir miktar ürün için katlanılan tüm değişken giderlerin toplamıdır. [Bölüm: Mikro 7.2]

Toplam fayda (total utility) ya da kısaca TU , tüketicinin belli bir dönemde tükettiği ürün miktarına bağlı olarak elde ettiği fayda miktarıdır. [Bölüm: Mikro 5.1]

Toplam gelir (total revenue) ya da kısaca TR , belli bir miktar ürünü belli bir fiyattan satmak karşılığında elde edilen gelirdir. [Bölüm: Mikro 3.4, 6.1]

Toplam gider (total cost) ya da kısaca TC , belli bir miktar ürün için katlanılan tüm giderlerin toplamıdır. [Bölüm: Mikro 6.1, 7.2]

Toplam sabit gider (total fixed cost) ya da kısaca TFC , belli bir miktar ürün için katlanılan tüm sabit giderlerin toplamıdır. [Bölüm: Mikro 7.2]

Toplam talep (aggregate demand) ya da kısaca AD , belli bir dönemde ekonomideki tüm birimlerin genel fiyat düzeyine bağlı olarak satın almayı istediği toplam mal ve hizmet miktarıdır. [Bölüm: Makro 10.2]

Toplam talep eğrisi (aggregate demand curve), diğer her şey sabitken genel fiyat düzeyi ile talep edilen toplam üretim arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 10.2]

Toplam ürün (total product) ya da toplam çıktı (total output), kısaca TP , belli bir dönemde belli bir miktar üretim faktörü kullanarak üretilen mal ve hizmet miktarıdır. [Bölüm: Mikro 6.2]

Toplumsal kayıp ya da dara kaybı (deadweight loss), piyasada ekonomik etkinliği sağlayan düzeye göre daha az ya da daha çok ürün alınıp satılması sonucunda ekonomik fazlanın düşmesidir. [Bölüm: Mikro 4.4, 13.3]

Toprağın kira oranı (rental rate of land) ya da kısaca PN , üretimde bir birim toprak ya da doğal kaynak kullanmak için ödenen bedeldir. [Bölüm: Mikro 12.8]

Toprağın marjinal ürün geliri (marginal revenue product of land) ya da kısaca MRPN , toprak ya da doğal kaynak miktarı bir birim artırıldığı zaman toplam gelir miktarında görülen değişikliktir. [Bölüm: Mikro 12.8]

Toprak (land) ya da doğal kaynak (natural resource), kısaca N , işlenebilen ya da üzerine inşa edilebilen toprağı ve yine toprak ve doğadan gelen her türlü kaynağı anlatan temel üretim faktörüdür. [Bölüm: Mikro 6.2, 12.1; Makro 2.4, 14.2]

Toprak piyasası (land market), toprak ve doğal kaynakların alınıp satıldığı ve bu süreçte toprağın kira oranının belirlendiği fiziksel ya da sanal ortamdır. [Bölüm: Mikro 12.8]

Toprak piyasası dengesi (labor market equilibrium), belli bir dönemde piyasada talep edilen toprak miktarıyla arz edilen toprak miktarının birbirine eşit olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 12.8]

Transfer ödemesi (transfer payment), karşılığında mal ya da hizmet alımı olmaksızın devlet tarafından yapılan ödemelerdir. [Bölüm: Makro 1.4, 2.4, 11.1]

Tutukluların ikilemi (prisoners’ dilemma), aralarında işbirliği yapamayan ve kendi çıkarı yönünde hareket eden oyuncuların sonuçta kendileri için en iyi olmayan duruma düşmesini anlatan oyun kuramı kavramıdır. [Bölüm: Mikro 11.4]

Tutumluluk çelişkisi (paradox of thrift), dışa kapalı bir ekonomide tutumluluk amacıyla daha çok tasarruf ettikçe gelirin düşeceğini ve bu yüzden başta artırmak istenen tasarrufların da azalacağını ileri süren düşüncedir. [Bölüm: Makro 8.7]

Tüketici dengesi (consumer equilibrium), bütçe ve ürün fiyatı kısıtları altında tüketicinin toplam faydasının en çok olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 5.5]

Tüketici fazlası (consumer surplus), tüketicinin satın alacağı bir ürün için ödemeye razı olduğu en yüksek fiyat ile o ürünün piyasadaki daha düşük olan fiyatı arasındaki farktır. [Bölüm: Mikro 4.2]

Tüketici fiyat endeksi (consumer price index) ya da kısaca TÜFE (CPI), ürün sepeti olarak ortalama hanehalkının tüketimine yönelik mal ve hizmetleri temel alan fiyat endeksidir. [Bölüm: Makro 3.2]

Tüketim fonksiyonu (consumption function), bir ekonomide toplam gelir ile özel tüketim harcamaları arasındaki sayısal ilişkiyi anlatan matematiksel araçtır. [Bölüm: Makro 8.2]

Tüketimde dışlanabilirlik (excludability in consumption) ya da kısaca dışlanabilirlik (excludability), bir mal ya da hizmeti satın almamış olan kişilerin o mal ya da hizmeti kullanmasının engellenebilmesidir. [Bölüm: Mikro 13.5]

Tüketimde rakiplik (rivalry in consumption), bir mal ya da hizmeti bir kişi kullanırken aynı anda başkalarının da kullanamamasıdır. [Bölüm: Mikro 13.5]

Türev talep (derived demand); bir nesneye olan talebin o nesne kullanılarak üretilen ya da edinilen mal, hizmet ya da yatırım aracının talebine bağlı olması durumudur. [Bölüm: Mikro '12.1; Makro 6.3, 7.3]

 

U


Util (util), kardinal fayda hesaplamasında kullanılan kavramsal ölçü birimidir. [Bölüm: Mikro 5.1]

Uyarlanabilir beklentiler önsavı (adaptive expectations hypothesis), ekonomik birimlerin geleceğe yönelik tahminlerini geçmişe dönük bilgilere dayanarak belirlediğini savunan düşüncedir. [Bölüm: Makro 13.3, 15.3]

Uygulama gecikmesi (implementation lag) ekonomide oluşan olumsuz bir durumun anlaşılması ile bu durumu düzeltecek önlemlerin alınması arasında geçen süredir. [Bölüm: Makro 11.5]

Uzun dönem (long run), mikroekonomi bağlamında, piyasaya giriş ya da piyasadan çıkış yapılabilen ve tüm üretim faktörlerinin değişken olduğu kavramsal zaman aralığıdır. Makroekonomi bağlamında ise fiyatlar ve ücretlerin değişken olduğu ve üretim faktörlerinin bölgeler ve sektörler arasında tam geçişkenlik gösterebildiği kavramsal zaman aralığıdır. [Bölüm: Mikro '7.1; Makro 10.7]

Uzun dönem ortalama gider (long run average cost) ya da kısaca LRAC , uzun dönemde seçilen ölçeğe bağlı olarak birim ürün başına katlanılan toplam giderdir. [Bölüm: Mikro 7.3]

Uzun dönem Phillips eğrisi (long run Phillips curve) ya da kısaca LRPC , beklenen ve gerçekleşen enflasyonun birbirine eşit olduğu durumda işsizlik ve enflasyon oranları arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 13.3]

Uzun dönem piyasa arz eğrisi (long run market supply curve), diğer her şey sabitken bir malın fiyatı ile piyasada arz edilen miktarı arasındaki uzun dönemli ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro 8.6]

Uzun dönem toplam arz eğrisi (long run aggregate supply curve) ya da kısaca LRAS , diğer her şey sabitken genel fiyat düzeyi ile arz edilen toplam üretim arasındaki uzun dönemli ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 10.7, 14.1]

Ü


Ücret (wage); çalışanlara belli bir iş karşılığında saatlik, günlük ya da parça başına yapılan ödemelerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

Ücret-fiyat sarmalı (wage-price spiral), ücretlerdeki artışın üretim maliyetlerini artırarak toplam arzı azaltması ve bunun sonucunda genel fiyat düzeyinin yükselip ücretleri yeniden artırması şeklinde kendini yineleyen süreçtir. [Bölüm: Makro 10.9, 13.1]

Üçüncü derece fiyat ayrımcılığı (third degree price discrimination), belli bir ürünün farklı alıcı gruplarına farklı fiyattan satılması uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 9.6]

Ümidi kırılan işçi (discouraged worker), daha önce iş arayıp kendine uygun iş bulabileceğine inanmadığı için artık iş aramayan ancak işbaşı yapmaya hazır olan kişilerdir. [Bölüm: Makro 4.1]

Üretici dengesi (producer equilibrium), toplam ürün ve faktör fiyatı kısıtları altında toplam giderin en düşük olduğu durumdur. [Bölüm: Mikro 6.5]

Üretici fazlası (producer surplus), üreticinin sattığı bir ürün için kabul edeceği en düşük fiyat ile o ürünün piyasadaki daha yüksek olan fiyatı arasındaki farktır. [Bölüm: Mikro 4.3]

Üretici fiyat endeksi (producer price index) ya da kısaca ÜFE (PPI), ürün sepeti olarak yurtiçinde üretilen mal ve hizmetleri kapsayan ve bunların üreticiler tarafından ilk satışa sunulma fiyatlarını temel alan fiyat endeksidir. [Bölüm: Makro 3.3]

Üretim (production), çeşitli üretim faktörlerinin mal ve hizmetlere dönüştürülmesi sürecidir. [Bölüm: Mikro 6.2]

Üretim faktörü (factor of production), üretimde girdi olarak kullanılan emek, sermaye, toprak gibi kaynakların genel adıdır. [Bölüm: Mikro 6.2, 12.1; Makro 2.4]

Üretim fonksiyonu (production function), üretim sürecinde kullanılan girdiler ile elde edilen ürün miktarı arasındaki sayısal ilişkiyi anlatan matematiksel araçtır. [Bölüm: Mikro '6.2; Makro 14.3]

Üretim kuramı (production theory), kâr elde etmek isteyen üreticinin hangi girdiler kullanarak ne üreteceğini ve hangi fiyata satabileceğini açıklayan ilkeler bütünüdür. [Bölüm: Mikro 6.1]

Üretim maliyeti (production cost), üretim sürecinde katlanılan başta girdi maliyetleri olmak üzere araştırma ve geliştirme harcamaları ve vergiler gibi tüm giderlerin toplamıdır. [Bölüm: Mikro 2.5]

Üretim olanakları eğrisi (production possibility frontier), eldeki tüm kaynaklar en iyi şekilde kullanılırsa üretilebilecek olan çeşitli mal ve hizmet bileşimlerini gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Mikro '1.2; Makro 1.2]

Üretim üzerindeki sübvansiyonlar (subsidies on production), devletin miktar ve değere bakmaksızın üretim yapma karşılığında verdiği ödeme ya da vergi indirimleridir. [Bölüm: Makro 2.4]

Üretim üzerindeki vergiler (taxes on production), üretilen mal ve hizmetin miktar ya da değerinden bağımsız olarak devlete ödenen vergilerdir. [Bölüm: Makro 2.4]

Üretimde etkinlik (productive efficiency), mal ve hizmetlerin olabilecek en düşük birim maliyetle üretilmesidir. [Bölüm: Mikro 4.1, 8.7, 9.5, 10.5, 13.1]

Ürün farklılaştırma (product differentiation), piyasa gücü kazanmak amacıyla tüketici gözünde farklılık algısı yaratacak şekilde ürün geliştirmektir. [Bölüm: Mikro 10.1]

Ürün piyasası (product market) ya da çıktı piyasası (output market), son tüketime yönelik mal ve hizmetlerin alınıp satıldığı piyasalardır. [Bölüm: Mikro 1.5]

Ürün sepeti (basket of goods) ya da piyasa ürün sepeti (market basket of goods), belli bir ekonomiyi ya da piyasanın genelini temsil ettiği düşünülen sabit ürün listesidir. [Bölüm: Makro 3.2]

V


Vade (maturity), alınan borcun geri ödeme süresi ya da tarihidir. [Bölüm: Makro 6.1]

Vadeli mevduat (time deposit), önceden belirlenmiş bir süre kullanmama karşılığında sahibine getiri sağlayan banka hesaplarıdır. [Bölüm: Makro 5.2]

Vadesiz mevduat (demand deposit), sahibinin kullanımına her an açık olan banka hesaplarıdır. [Bölüm: Makro 5.2]

Varlıklar (assets), bir firma ya da kurumun elinde olanlar ile alacaklı olduğu ekonomik değerleri gösteren bilanço bölümüdür. [Bölüm: Makro 5.5]

Vergi (tax), devletin kamu harcamalarını karşılamak amacıyla kişi ve kurumlardan yasal olarak ve zorunlu şekilde topladığı ödemelerdir. [Bölüm: Mikro '4.6; Makro 1.4]

Vergi Çarpanı (tax multiplier), otonom vergilerdeki bir birimlik değişikliğin denge geliri üzerinde kaç kat etki yaratacağını ölçen çarpandır. [Bölüm: Makro 11.2]

Vergi yansıması (tax incidence), verginin piyasada alıcı ve satıcılar arasında nasıl paylaşıldığını anlatan kavramdır. [Bölüm: Mikro 4.6]

Y


Yakalama etkisi (catch-up effect), yoksul ülkelerde kişi başına gelirin zengin ülkelerden daha hızlı artma eğiliminde olduğu yönündeki önsavdır. [Bölüm: Makro 14.6]

Yakın monopson (near monopsony), çok sayıda satıcının sağladığı bir ürünün çok büyük oranda tek bir alıcı tarafından alındığı, piyasaya giriş önünde engellerin olduğu ve alıcının fiyat belirleme gücünün bulunduğu piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 9.7]

Yakın tekel (near monopoly); yakın ikamesi olmayan bir ürünün çok büyük oranda tek bir satıcı tarafından arz edildiği, piyasaya giriş önünde engellerin olduğu ve firmanın fiyat belirleme gücünün bulunduğu piyasa yapısıdır. [Bölüm: Mikro 9.1]

Yapısal bütçe dengesi (structural budget balance) ya da tam istihdam bütçe dengesi (full employment budget balance), ekonomi potansiyel GSYH düzeyindeyken ortaya çıkan bütçe açığıdır. [Bölüm: Makro 11.4]

Yapısal işsizlik (structural unemployment), emek piyasasında işverenlerin aradığı beceriler ile iş arayanların sahip olduğu beceriler arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan işsizlik türüdür. [Bölüm: Makro 4.2]

Yapışkan fiyatlar (sticky prices), bazı fiyatların ekonomideki arz ve talep değişikliklerine hemen yanıt veremediği durumu anlatan kavramdır. [Bölüm: Makro 10.4, 15.2]

Yapışkan ücretler (sticky wages), bazı ücretlerin ekonomideki arz ve talep değişikliklerine hemen yanıt veremediği durumu anlatan kavramdır. [Bölüm: Makro 10.4, 15.2]

Yatay birleşme (horizontal merger), aynı piyasada yer alan iki rakip firmanın birleşmesidir. [Bölüm: Mikro 11.2]

Yatırım eğrisi (investment curve), diğer her şey sabitken faiz oranı ile planlı yatırım harcamaları arasındaki ilişkiyi gösteren şekilsel araçtır. [Bölüm: Makro 6.8]

Yatırım harcamaları çarpanı (investment spending multiplier), yatırım harcamalarındaki bir birimlik değişikliğin gelir dengesi üzerinde kaç kat etki yaratacağını gösteren katsayıdır. [Bölüm: Makro 8.8]

Yay esnekliği (arc elasticity), bir eğri ya da doğru üzerinde iki nokta arasındaki ortalama esnekliği bulmaya yarayan esneklik hesaplama yöntemidir. [Bölüm: Mikro 3.1]

Yeni Keynesçi ekonomi kuramı (new Keynesian economic theory), Keynesçi ekonomi kuramını mikroekonomik temellere oturtmayı amaçlayan ve devletin para ve maliye politikası ile ekonomiye müdahale etmesini savunan düşünce okuludur. [Bölüm: Makro 15.6]

Yeni klasik ekonomi kuramı (new classical economic theory), kısa dönemde reel gelirde görülen değişikliklerin öngörülemeyen talep şoklarından kaynaklandığını öne süren ve devletin ekonomiye müdahale etmemesini savunan düşünce okuludur. [Bölüm: Makro 15.5]

Yerel Yönetim Bütçesi (Local Government Budget); yerel idare kapsamında yer alan belediyeler, il özel idareleri gibi kuruluşların bütçesidir. [Bölüm: Makro 11.6]

Yeşil GSYH (Green GDP), ekonomik üretimin çevreye etkilerini dikkate alan ve 2006 yılında Çin Halk Cumhuriyeti tarafından önerilen milli gelir hesaplamasıdır. [Bölüm: Makro 2.6]

Yetersiz istihdam (underemployment) ya da deflasyonist açık (deflationary gap), kısa dönemde reel GSYH'nin potansiyel GSYH'den düşük olduğu ve dolayısıyla ekonominin daralma döneminde kabul edildiği durumdur. [Bölüm: Makro 10.9]

Yetmiş kuralı (rule of seventy), bir değişkenin iki katına çıkması için gerekli dönem sayısını 70 / büyüme oranı şeklinde yaklaşık olarak bulmaya yarayan parmak hesabıdır. [Bölüm: Makro 14.1]

Yıkıcı fiyatlama (predatory pricing), rekabeti yok etmek amacıyla geçici bir süre için fiyatı aşırı derecede düşürme uygulamasıdır. [Bölüm: Mikro 11.3]

Yoğunlaşma oranı (concentration ratio) ya da kısaca CR , bir piyasadaki belli sayıda en büyük firmanın pazar paylarının toplanması yoluyla hesaplanan piyasa yoğunlaşma ölçüsüdür. [Bölüm: Mikro 11.2]

Yoksulluk sınırı (poverty line), bir ülkede ortalama bir hanehalkının temel gereksinimlerini karşılayabilmesi için gerekli olan en düşük gelirdir. [Bölüm: Mikro 14.3]

Yönetimli dalgalı kur (managed floating exchange rate), nominal döviz kurlarının piyasa tarafından belirlendiği ancak parasal otoritenin gerek gördükçe kura müdahale ettiği döviz kuru rejimidir. [Bölüm: Makro 7.9]

Yükümlülükler (liabilities), bir firma ya da kurumun varlıklarına kaynak oluşturan sermayesi ile borçlu olduğu ekonomik değerleri gösteren bilanço bölümüdür. [Bölüm: Makro 5.5]

Z


Zincirleme hacim endeksi (chain linked volume index), farklı dönemlere ait reel gelir tahminlerini bir önceki döneme ait ortalama fiyatları kullanarak ölçen sayılar dizisidir. [Bölüm: Makro 2.3]

Zirve (peak), genişleme süreci sonunda ekonomik faaliyetin en üst düzeye ulaştığı noktadır. [Bölüm: Makro 2.1]

Zorunlu karşılık oranı (required reserve ratio) ya da kısaca rrr , banka mevduatlarının ne kadarlık bölümünün zorunlu rezerv olarak tutulacağını gösteren ve merkez bankası tarafından belirlenen orandır. [Bölüm: Makro 5.5, 12.2]

Zorunlu rezerv (required reserve), bir bankanın topladığı mevduat miktarına bağlı olarak kasasında ya da merkez bankası hesabında tutmakla yükümlü olduğu paradır. [Bölüm: Makro 5.5]

Adres

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi,
İktisat Bölümü, 06560 Söğütözü / Ankara

Telefon

O : +90 312 292 4120
F : +90 312 292 4104

E-posta

bilgi@modernekonomi.com
destek@modernekonomi.com